60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

30 Aralık 2014 Salı

Esme Nine ve Kuşyemleri

 

Yılın son günleri ve lay lay lom yazılar yazmak istiyor insan ama nerde..

Haberi birçoğumuz görmüştür ama yine de özet geçeyim.

"Ankara Güvenpark'te kuşyemi satarak geçimini sağlayan 79 yaşındaki Esme Nine'nin paraları, satış izni olmadığı için tezgahını kaldırması yönündeki uyarılara uymadığından dolayı çıkan tartışma sonucunda (iddiaya göre) zabıta ekipleri tarafından süs havuzuna atıldı.  Esme Nine'nin havuzdaki paraları almaya çalışması sonucu çevredeki vatandaşlar Esme Nine'yi sakinleştirdi ve bir vatandaş ayaklarına poşet bağlayarak havuzdan paraları topladı."

Yani ne diyeceğimi bilemiyorum. İlgili görüntüleri izlerken hissettiklerimin tarifi yok. Öfkelendim ve kahroldum. Esme Nine'nin havuzdan almayı unuttukları 1 lirayı farkederek dönüp almaya çalışması, kendisinin "bana güçleri yetiyor çünkü ben kadınım" çıkışı, çevredeki vatandaşlardan bazılarının "ama kendisi daha önce defalarca uyarılmış" serzenişleri,..

Öncelikle çemkiren vatandaşlara sormak lazım, "size ne?" Esme Nine daha önce uyarılmış olabilir. Tamam ama bu yapılan muameleyi haklı çıkarır mı ? Laf olsun torba dolsun. İyi bari, "örnek vatandaş" olarak "önceden uyarılmıştı" diyip tezgahı kafasında kıralım yaşlı kadının ? Bu mudur ?

Görev elbette önemlidir, en iyi şekilde icra edilmelidir. Ama şu unutulmamalı, görev bilinci hiçbir zaman yüreğin önüne geçmemeli. Yüreğinizin kabul etmeyeceği bir eyleme imza atmamalı. Varsa yasalara aykırı bir durum ve teyze daha önce de uyarıldıysa konuyla ilgili, o zabıtalar paraları suya atacağına kadının elinden tutup satış iznini almasına vesile olsaydı.. Çok mu zordu bu ?

Sokaklar dilenci, hırsız, kapkaçcı, uyuşturucu satıcısı ve bilimum uğursuz kaynarken, kuşyemi satan yaşlı bir kadınla uğraşmak nedir Allah aşkınıza ? Her şey bitti, sadece Esme Nine'nin tezgahı kaldı sanırım ? Daha dün Kızılay'da sokak ortasında ayakkabı boyacısının sataşmalarına maruz kaldım. "Abi boyayım mı ayakkabını" "İstemez" "Abi hadi yaa".. Yetmedi, sonrasında arkadaşla oturduğumuz kafeye dilenci çocuklar doluştu, masalara yapışıp para istediler. Gitmek bilmediler. Hem de Kızılay'ın göbeğinde ! Esme Nine'nin kuşyemleri mi daha tehlikeli yoksa böyle tipler mi ?

En çok beni rahatsız edense olay sırasında çevredeki vatandaşların duyarsızlığı. Kardeşim bir Allah'ın kulu da çıkıp "yahu napıyorsunuz yaşlı kadına, bunun yolu yordamı bu mudur" diyememiş mi ? Uyarmamış mı o zabıtaları ? Kraldan çok kralcı mısınız ? Görevini yapıyorsa zabıta, böyle mi yapmak zorunda ? Daha sakin biçimde halledilemez mi bu ? Bırakın artık bu "aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı bozulmasın"cılığı. Haksızlıklar karşısında sesinizi çıkarın. Bu ayıp, kötü, yasadışı, günah bir şey değil. Bilakis insan olmanın gereğidir haksızlıklara karşı durmak.

Kaldı ki orada kadına nasihat verenleri de anlayabilmiş değilim. Yahu 79 yaşındaki bir kadın zor durumda olmasa neden bu Allah'ın soğuğunda sabah sabah kuşyemi satsın Kızılay'ın göbeğinde ? Belli ki başka bir iş bulamamış. Son çare bu yola başvurmuş. Sanki çok fırsatı varmış da hepsini eliyle tersleyip bu işi seçmiş !

Bir yanda sırça köşklerde para içinde yüzenler, öbür yanda havuzdaki son 1 lirasını da almaya çalışan yaşlı bir kadın. Delik çorabıyla, ayaklarına poşetler bağlayarak o soğukta teyzeye yardım etmeye çalışan iyi yürekli insanlar.. Gelir adaletsizliği hiç bu kadar belirginleşmemişti. Yazıklar olsun.

21 yorum:

  1. buraya tekrar yorum yazmazsam olmayacaktı.çünkü kendi yorumumu okuyunca anlam kargaşası vardı içinde.

    sadece biraz vicdan ve paylaşım işin aslı.

    bunun için dindar olmak değil insan olmak yeterli.

    müslüman kesimin daha çok olduğu bir ülkede böyle acıtan şeyler yaşanmamalı,soğuktan kimse ölmemeli,kimse aç uyumamalı..
    dindarlığın temelinde bu var bence.

    umarım şimdi anlatabildim.çünkü ilk yorumda ben bile yaşadım kargaşayı.dindarlık taslıyormuşum gibi hissettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben inançlı biri değilim ve tamamiyle mat'la aynı fikirdeyim. Üstelik o 22 bin liralık emziği de sorguluyorum. Bir 22 bin lirayı da ihtiyacı olanlara dağıtmış olsalar bile israf. Hem görgüsüzlük hem israf.
      Güvenpark resmen bir kötülük merkezi haline geldi, geçerken kafamı başka tarafa çeviriyorum. Zaten parka da benzemiyor, yarısı dolmuş durağı-yarısı polis otobüsü, şehrin tam ortasında olabilecek en saçma alan.
      Neyse yani, bıraksan on sayfa söylenirim, hiçbir işe yaramaz. Bu kadar kalpsiz canavarın arasında yaşar giderken insanlığı unutturmamak lazım, galiba bize de bu düşüyor.

      Sil
    2. Ay yorum uçmuş, 22 bin liralık emzik bana kalmış :) Olsun, ona da ayrıca sinirlendim.

      Sil
    3. @mat

      Yorumlarının ikisini de okudum ve ilkini senin içine pek sinmediğinden dolayı sildim :) Umarım yanlış anlamazsın. Sana danışmadan aldım kararı.

      İlk yorumunda da ikincisinde de ifade ettiklerine sonuna kadar sana hak veriyorum. Eğer çoğunluk kendini bir yere oturtuyorsa, ona göre de davranması lazım. Neticede inanç sistemlerinin özünde paylaşma ve sevgi var. Kaldı ki sistemler bir yana dursun insan olmanın temelinde dayanışma ve paylaşma olduğuna inanıyorum. Hiçbirimiz kendimize yetecek durumda değiliz. Hepimizin birilerine ihtiyacı var. Sevgiyi paylaşmaya, kazancı paylaşmaya, ekmeği paylaşmaya, kısacası paylaşmaya ihtiyacımız var. Neticede dünya malıdır, bir yere götüremezsin. Dünya malı ancak insanlarla paylaşarak çoğalır.

      Sil
    4. @fermina

      Fermina, ihale sana kaldı :D Ama sebebini yukarıda açıkladım. Mat'ın hassasiyetini göz önünde tutarak silmek durumnda kaldım. Yanlış anlaşılmasını istemedim.

      Hep düşünürüm, bir yerden para çıksa acaba ben de 22 bin liralık emzik ve türevlerini alır mıyım diye. Zannetmiyorum. Çünkü hayata bakışım farklı. Dediğim gibi bu dokunduğumuz her şey bu dünyaya ait. Bugün sana cafcaflı gelen şey yarın senin olmayacak. Sen toprakta çürürken, kalan eşyalar birilerinin olacak. Adı üstünde dünya malı. Neye yarar ? Ancak paylaşmaya. İsraf çok korkunç ve anlamsız bir şey.

      Güvenpark tespitin çok doğru. Zaten ömrümde bir defa oturdum, oturmadım içinde. Yüzde sekseni beton, içerisinde ne idüğü belirsiz insanlarla dolu. En fenası kendini güvende hissedemiyor insan. İsmi de "güven"park. Kuğulu'ya gitmek en temizi.

      Çorabı delik haliyle suya dalan abinin hala bu toplumda olduğunu bilmek rahatlatıyor beni. Hani derler ya, "insanlık ölmemiş" diye. Bu güzel insanların varlığını hatırlatmak ve haksızlıkları birilerinin suratına haykırmak bize düşüyor. Onlara bu kadarını borçluyuz.

      Sil
    5. aslında ben silecektim yorumu lakin yazıp silmiş olmamak için silmedim.sildiğin için aslında memnun oldum.çünkü okuduğumda kendim ne demek istediğimi bilsemde anlatımda biraz karmaşa hissettim.valla işte alın teri olmayınca parada 100 bin liraya da alınır bir emzik.ben bunlardan utanıyorum.
      bazen diyorum ki milli piyangodan para çıksın ilk iş ülkeyi terkedeceğim.kaçış çözüm mü,belki de ...bilmiyorum.

      nasıl olacak bilmiyorum ama mutlu ,huzurlu seneler diliyorum.Ferminam sana da,hepimize.

      Sil
    6. Huzuru gitmekte bulabileceğimizi sanmıyorum. Çok fazla o düşüncelere gömüldüğüm oldu benim de. "Gideceğim artık" dedim çok. Ama sonra sustum. Nereye gidersek gidelim, bu insanlık böyle olduğu sürece orada da bizi bir şeyler bulacak ve yoracak. Mücadele hiç bitmeyecek iyi insanlar için.

      Umarım huzurlu bir yıl olur.

      Sil
    7. Cümlemize huzurlu seneler hakikaten sevgili mat, Zihnibey size de iyi seneler. Belki daha az üzülürüz 2015'te, bir umut.

      Sil
    8. Bu güzel dilekler umarım karşılık bulur. Herkese iyi, güzel, sağlıklı, huzurlu ve başarı dolu bir yıl dilerim :) Umarım her şey daha kötüye gitmez..

      Sil
  2. Bir zabıta çocuğu olarak artık yıldım bu insaniyetten nasibini almamış yaratıklardan! Uyarmışlarmış mış!! Bu mudur sebebi yapılan haksızlığın senin görevin insanlık onurunu zedelemek değil senin görevin iş gereçlerine el koymak belki bir de üstüne ceza yazmak!! Başkaları adına utanmak neymiş şu son 3 yılda öyle iyi öğrendim ki takatim kalmadı artık bu yaşananlara! Bu kadar öfke bu kadar nefret bu kadar hırs nasıl tek derdi iki avuç buğday satıp evine ekmek götürmek olan kadına yöneltiliyor neden yöneltiliyor acaba?! Vicdansız karaktersizler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kötüsü, bir insanın onurunu zedelemek, onu küçük düşürmek ve yüreğini incitmektir herhalde bu dünyada. Beyin kimi şeyleri unutur, ama yürek asla unutmaz. Derler ya hani "bir kere kırıldı işte". Aynen öyle. Kalp kırmamak, insanları küçük düşürmemek lazım. Sinirlenebilirsin, hepimiz sinirleniyoruz. Ama kalp kırmamalısın. Çok dikkat ettiğim bir konu bu. İlişkilerde zaman zaman tahammül edilemeyecek noktaya çok gelinir, ama o eşiği aşmamak lazım.

      Artık bu ülkede kaçınılmaz bir durum oldu başkası adına utanmak. Her gün yaşıyoruz bu duyguyu. Sürekli "başkaları" için utanıyoruz. "Bu da mı gelecekti" diyoruz. Hiç şaşırtmıyorlar ! Hiç !

      Öfke toplumun temeline yerleşmiş bir kere. Üniformalı, üniformasız. Herkes öfkeli. Tepeden tırnağa sinir küpüyüz. Neden ? Bence sebebi gergin politik atmosfer. Elbette işin ekonomik boyutu da var ama.. Düşünsenize. Her akşam, milyonlar televizyon başında yüksek sesle konuşan, bağıran, birbirini azarlayan, hatta yeri geldiğinde küfreden "büyük"leri seyrediyor. Sonra ne mi oluyor ? Okulda öğretmenler sinirli, ofiste patronlar. İnsanlar azarlanıyor. Peki kimden çıkacak bu hınç ? Eşten, çocuktan, kardeşten. Bilemedin böyle savunmasız kişilerden. Dediğin gibi kadıncağız alt tarafı "izin almadan" kuşyemi satıyor. Bir defa daha uyarır, ceza yazarsın. Ne gereği var böyle kaba kuvvete ?

      Bugün sabah bir mahkeme vardı. Takip ettin mi bilmiyorum. Sokak köpeğine tecavüz! eden (kamera görüntüleriyle kanıtlanmış ayrıca) bir adam, 4 yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan beraat etti. Buyrun ! Zavallı hayvana tecavüz edenlere kimse bir şey yapmıyor (idari para cezasını saymıyorum-caydırıcı değil), ama kuşyemi satan yaşlı bir kadın toplum ortasında böyle bir muamele görüyor. Çok yazık ! Kimse de çıkıp bana "toplumumuz muhafazakar, geleneklerine bağlı" bilmem ne tiradları atmasın. Tamamen değerlerden uzaklaşıyor toplum.

      Sil
    2. Bugünkü bahsettiğin davadaki sonuç beni hiç şaşırtmadı , hayvan haklarının hukukumuzda yer almadığı ,hayvanların eşya sayıldığı hatta icra edilebilir durumda olduğu hukuk sistemizde aksi sonuç beni şaşırırtırdı . Malesef hukuk sistemindeki boşluklarımızdan biri de hayvan hakları konusu belki ileriki zamanlarda bu telafi edilebilir fakat toplumun genel kanısı nasıl değiştirilebilir bilmiyorum .Eminim bir çok vatandaşımız bugünkü beraat kararını gayet doğal karşılamıştır

      Sil
    3. dava sonucunu twitterda gördüm. artık twittera bakasım da gelmiyor çünkü yaşadığım küçücük mutluluklardan bile vicdan azabı çeker oldum. MariPoSa'nın söylediği her kelimeye katılıyorum. özellikle de argüman çok berbat; onlarca çocuğa insana eziyet ediliyor hayvana gelene kadar onları savunun. katedilmesi gereken o kadar yol var ki devlet ve birey olarak..

      Sil
    4. O kadar sinirleniyorum ki şu yarıştırma işlerine. Mesela bir savaş görüntüsüne ağlarsın, "omo soz bonloro oğlomodonoz zomonondo". Bizim ülkede adet oldu. Acılarda bile taraf tutuyoruz. "İnsanlar açken, hayvanları doyurmak niye" veya "insanlara eziyet edilirken hayvanlara şiddetle neden uğraşıyorsunuz".. Bu argümanlar gerizekalılık belirtisidir ! Onla da uğraşacaksın onla da. Bir haksızlık, acı varsa orada gerekeni yapman lazım. Hayvanmış insanmış ayırmak niye ? Veya X ülkesi Y bölgesi Z insanı diye ayırmak neden ? Şu acıları yarıştırmaktan vazgeçmeliler. Adı üstünde yahu, tecavüz ! Kurbanın insan mı hayvan mı olduğunun önemi var mı ? Suçlu orada.

      Sil
  3. Vicdanımızı kaybedeli çok uzun zaman oldu. Ayakkabı götürenleri görmeyiz ama uyardığımız kuş yemi satan 79 yaşındaki teyze gözümüze batar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık o kadar inanmıyorum ki insanlara.. Birşeyleri görmeyip birşeyleri görür gibi yapmalarından sıkılıyorum. İşgüzarlardan, bakan körlerden ve daha nice nicesinden sıkılıyorum.

      Sil
    2. ayakkabı kutusu yazacaktım ama sen anlamışsındır zaten beni.benim korkum daha da kötüye gidiyoruz ve şuursuz bizden daha da koyun bir nesil geliyor.

      Sil
    3. Bazen bizden yaşça küçük gençlerle konuşuyorum. O kadar umutsuzlar ki. Bizden daha kötü durumdalar. Hatta bir kısmı "bu ülkede yaşanmaz, gitmeliyiz" kafasında. Eğer bizden sonra gelecekler daha bu yaşlardan "vazgeçmiş"seler ülkenin vay haline. Koyun olmakdan da beter bir durum. Gerçekleri görüp de onu düzeltmek yerine sırtını dönüp kolaya kaçmak..

      Sil
  4. Gelir adaletsizliğinin yanında sanırım sıfır vicdanla yaşayan zombiler sayesinde insanlığın en fazla elden gittiği bir döneme şahit oluyoruz. İnsanlar güçlünün yanında olmayı seviyorlar çünkü bir ömür ezilmekten, aşağılanmaktan sonunda delirdiler. Bunu onları aklamak değil aksine artık sonumuzun gelmesi gerektiğini düşündüğüm için söylüyorum.
    Kendilerinde bulamadığı gücü başkasında görünce ezen, söven, kudurmuş birine bile hayranlık duyacak kadar kaybediyorlar insanlıklarını. Türk halkındaki şu yapış yapış ezikliği bir atsak altında bir yerlerde vicdanımızı da bulacağız elbet..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vicdanla cüzdanlar yer değiştirmiş. Burası kesin. Ayrıca müthiş bir konformizm hakim toplumda. Kendisinin altında en dandik araba bile yoktur, ama böyüklerimizin gereksiz harcamalarına ses çıkarmaz. Son model en pahalısından bir Mercedes'e mi biniyorlar, binsinler çünkü onlar dövlet böyüğü ! Adamın kıçında donu yok, makamsevicilik yapar durur. Sorgulamaz, "ulan benim vergilerim neden bana dönmüyor, ne için sürekli ödüyorum??" diye. Yok. Hiçbir zaman anlayamayacağım bir ruh hali bu. Neden başkasının gücüyle övünürsün ? Müthiş bir eziklik ve kompleks var insanlarda. Adam sanıyor ki arabalar lüksleşince, makamlar genişledikçe dövletimiz de büyüyor, güçleniyor. Kafa bu.

      Sil
  5. Ne yana baksak sorun yeni yıla fena halde moralli girdik. KAtliamlar, çocuk ölümleri hayvan zulmü pufff alıp başımı gidesim var

    YanıtlaSil