60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

10 Ekim 2014 Cuma

Mümkünse Gidin !

Şu saatte uyumak varken yine internete dalmış, saatin farkında değilim. Aslında gayet kendi halimde akşam yemeğinden sonra kitap okuma faslına geçmiştim. Sonra yatmadan bir Twitter'a, Sözlük'e falan bakma ihtiyacı duydum. Yine cinlerimi tepeme çıkardılar. Kimler ? "Ay ülke yaşanmaz oldu, artık basıp gitmek lazım"cılar. Bir tükenmediniz ya siz. Her olumsuzlukta aynı terane !

Toplumsal bir olay oluyor.. Hadi gidelim.
Seçimler oluyor.. Hadi gidelim.
Başka bir şey oluyor.. Hadi gidelim.

Hep bir gitme hali.. Peki. Gidin yahu. Kimse "dur gitme" demiyor ki zaten. Her köşeye sıkıştığımızı hissettiğimizde kaçalım. Kaçalım. Arkamızı bakmadan kaçalım. Tabanlayalım. Ayakkabılarımız kalçalarımıza vura vura. Nasılsa dünya büyük. Başka bir yere kaçarız. Olmadı başka bir yere daha. Böyle böyle 60-70 yıl yaşasak tamam. Bir yerde elbet başımızı sokacak mezar buluruz değil mi ?  Bunun sonu yok. Bugün bir nedenden "kaçan", öbürsü gün gittiği yerde başka bir neden bulur "kaçar". İnsan gölgelerden korkmaya görsün. Güvercin gölgesinden bile kaçarlar.

İşi ucuz milliyetçi söylemlere dökmek istemiyorum. Ama gerçekten bu kaçma olayı gözümde fevkalade saçma. Dediğim gibi; insan bir defa kaçmaya, kolaya alışmayagörsün, devamı gelir. Nasıl öğrencilik yıllarında ödevlerimizi başkalarına yaptırarak bugünlere geldiysek, bu ülkede de bizim yerimize yaşayacak birilerini buluruz, değil mi ! Yanlışları düzeltmek, savaşmak varken, gittğimiz her yeri terk edelim. Nasılsa bir hayatımız var değil mi ?? Neden onu da mücadeleyle geçirelim??

Ha bir de bu "bunaldım gidiyorum"culara sorsan büyük kısmı sosyalizm, halkçılık falan paralar ama kendi halkını bataklığa saplanmış vaziyette karanlık içinde bırakmakta da bir sakınca görmez ! "Cahil halk bunu haketti" ya ! Peki sen ne yaptın bu "cahiliyeti" ortadan kaldırmak için..? Klavye başında oturdun, arada da bruncha gidip arkadaşlarınla ülkeyi kurtardın !

Arada da özgürlük filan paralar bunlar. Sanki gideceği yerde özgürlüğü bulacak. Dünyanın neresinde varmış bu kayıtsız özgürlük hali, söyleyin de bilelim ? Bir sır vereyim mi? Nereye gidersen git kardeş, dünya koca bir B*K ! B*K! Kocaman hem de. Nereye gidersen git, bir gün ayrılacaksın. Nereye gidersen git, bir gün öleceksin. Nereye gidersen git, kaybedeceksin. Üzerine sifonu çekecek birileri. Dünya bunun üzerine kurulu çünkü. Kaybetmek ve ölüm üzerine. Olay bu.

Madem bir yaşamımız var, onu da kaçarak heba etme niyetinde değilim ben. Kısa ve zorlu bir yaşam olacaksa, olsundu.. Kaçamak bir uzun yaşamdansa, kendi doğrularım için mücadele ederek bu hayatı özet geçmeyi yeğlerim. Varsın ucunda ölüm olsun. Zaten herşeyin sonu oraya çıkmıyor mu ?

Hadi biletler benden. Nasılsa daha buralardayım.

Zihin.

2 yorum:

  1. Ben 2 gündür girdaba kapılmış vaziyetteyim, biraz dışarı çıktım bugün, onun dışında saatlerimi twitter'a ve tek tük tartışma programına gömdüm. Geçen yaz korktum sanıyordum, o bir şey değilmiş meğer, dehşet içindeyim.
    Bu gece hükümete yakın bir gazeteci "Keşke faili meçhuller çözülseydi, keşke Madımak'ın failleri bulunsaydı, bugün barış içinde olurduk" gibilerinden bir laf etti televizyonda. Geçen yaz olsa televizyonla kavga ederdim, bu gece içime iyice ağırlık çöktü. Madımak'ın faillerinin bir kısmı bulundu, onları savunan avukatlar milletvekiliği yaptı (adı lazım değil bir partiden), failler zaman aşımından çıktı, zaman aşımı "hayırlı olsun" da oldu. Bunlar çok eskiden olmadı. Bu gazeteci siyaset bilimcisi falan, aptal değil, bu yaptığı ecnebilerin tabiriyle "mind f.ck". Bu yaptığı barış istemek değil, pislik örtmek. Demem o ki, bugün başımıza gelenler durup dururken gelmedi.
    Memleketten gidenler sessiz sessiz gitti zaten, bize bu sürekli ağlayan kesim kaldı. Hem ağlar hem de yerinden kıpırdamaz. Şehirler yanmıyor olsaydı mesela, her gün işlerinden, iş arkadaşlarından, hayattan şikayet edip her gün aynı işe gidecek, aynı iş arkadaşlarıyla selfie çekecek ve inatla aynı hayatı yaşayacaklardı. Biz gene bunların çok kıymetli fikirlerine ve durmaksızın sızlanmalarına maruz kalacaktık.
    Yukarda bahsettiğim gazeteci bir de "Konuyla ilgili tek bir kitap okumazlar, gidip bölgeyi görmezler, biz nasıl dert anlatacağız bunlara?" diye sordu, kimden bahsettiğini hatırlamıyorum. Ama hak veriyorum. Politikacıları, medyayı falan suçladığım kadar bu hiçbir şey bilmediği halde üzerime nefret kusan tipleri de suçluyorum. Caps yapmışlar, Maymunlar Cehennemi'nden bir sahne, altında "Dövlöt bize bahmiyir" yazıyor. Yani kim kimi vuruyor, nasıl bu hale gelindi, ben ne düşünüyorum bu konuda falan diye efor harcamak, adı üstünde, efor harcamak. İnsanlar öldü, çocuklar var aralarında, az ötemizde kıyım var, geçtim vicdanı falan, hiç mi korkmuyorsun ulan yarın ne olacak bu ülkede diye? Capsi yapanın profil fotoğrafı da Atatürk resmi. Ne yapayım şimdi ben bunu? Kafam yandı yemin ederim. Bir cehalet bataklığında yüzüyoruz.
    Kitap okuyup uyumaya çalışacağım, o kadar çok sigara içtim ki kusmak üzereyim. Sen de yat, daha yarın var, daha yıllar var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklımı yitirmemek için bir senedir televizyon izlemiyorum adam gibi. Twitter'da da mümkün olduğunca siyasi tartışmalardan uzak duruyorum. Ama yerin dört kat altına da girsek kanın kokusu, dökülen feryatlar buraya kadar vardı. Yazıp yazıp siliyorum. Söylenecek söz, harcanacak vakit kalmadı. Acilen toplumsal bir barışa ihtiyaç var. Dediğin gibi bugünlere durup duruken gelinmedi. 90 yıldır süregelen kutuplaşmalara bir SON verilmesi lazım. Nasıl olacak hiç bilmiyorum; ama bildiğim bir şey var, bu hamaset dolu tivitlerle, taş atarak, bıçak çekerek, masum insanlara, polislere saldırarak olmaz ! Sokak hareketleriyle hele hiç çözülemez bu sorunlar. Artık herkesin kendine gelip bir masa etrafında oturup birbirini dinlemesi ve barış dilini konuşması lazım. Tabloya bakıyorsun, ülkede mağdur edilmemiş tek bir kimse yok ! İn sokağa, türbanlısı, Türkü, Ermenisi, Kürdü, solcusu, sağcısı, bilmemnecisi. Hepsi bir dönem ızdırap çekmişler. Öyle ya da böyle. Ama mağdurlar bile BİR olamıyor. Onlar bile kutuplaşıyorlar sürekli. Her on yılda bir darbe yaşandı bu güzelim topraklarda. Katliamlar yaşandı. Başbakanlar asıldı, 17 yaşındaki çocuklar idama gönderildi. Ordan burdan şurdan sayısız insan öldü. Sünnisi öldü Alevisi öldü. İNSANlar öldü. Ve hala hamaset peşinde bazı kimseler. Ders almak yok ! Empati yok ! Oh olsunculuk, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık.. Sonuç bu. Artık yeter. Bu güzel ülkenin güzel halkı birbirine kulak tıkamaktan vazgeçsin. Bu halk daha iyisini hakediyor. Anadoluyu gezen bilir. Gönlübüyük, bayramdan bayrama küs kalmayı bilemeyen bir toplumuz. Ne oluyor bize ? Neden geliyoruz bu nalet emperyalist ülkelerin oyunlarına ? Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar bir asırdır. Yapay düşmanlar koyuyorlar vitrine ve halkı kışkırtıyorlar. Bu oyuna gelmeyin artık. Anadolu çocuklarına, her daim bu kırlarda, bu ovalarda yer var. Biz bize yeteriz. Yeter ki tek yürek olalım.

      Sil