60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

6 Ekim 2014 Pazartesi

Morrissey Kanser Mi Oldu ?

Morrissey, bugün İspanya'da yayınlanan El Mundo'ya konuştu. Röportajdan dikkat çekici alıntılar:

Javier Blanquez, Barcelona
6 Ekim 2014

Javier Blacquez: Siz her zaman kendinizi "kendine yeten adam" olarak tanımladınız. Hiç mi sosyal temasa ihtiyacınız yok ?

Morrissey: Sosyal hayatım yok, ihtiyacım da yok. Sessiz sakin yanlızlık içinde yaşıyorum. Eğlence yapay bir şey, ve eğer insanın bir seks hayatı yoksa (ki benim tamamen yok) başka insanlarla anlaşmanız imkansızlaşıyor, çünkü insanlar sadece seks hakkında konuşuyor. Eğer bir partneriniz yoksa, insanlar size şüpheyle bakıyor.

JB: Otobiyografinizi yazdıktan sonra şimdi de ilk romanınızı hazırlıyorsunuz. Ne zaman tamamlanacak ve onun hakkında neler söyleyebilirsiniz ?

M: İyi gidiyor, ama tamamlanmamış bir şey hakkında konuşmak varsayımsal olacaktır. Büyük ihtimalle gelecek yıl basılacak ve şansım yaver giderse sonsuza dek şarkı söylemeyi bırakabileceğim, ki bu bir çok insanı mutlu edecektir !

JB: Hayvan haklarını savunurken herhangi bir gri ölçek var mıdır ? Mesela at yarışını kabul eder misiniz ya da o da mı zalimlik sizce ?

M: Hayvanlar eğlenilmek üzere kullanılacak bir şeyler değildir. At yarışı da zalimce; eğer bir at koşuda iyi koşamazsa bir sonraki gün vurulacak ve öldürülecektir. Neden biniciyi öldürmüyorlar ? Başarısızlıkta en az at kadar o da suçlu. İnsan olmak acı çekmeye istemsizce cevap vermek demektir. Fakat bazı insanlar tepki vermiyorlar. Kraliçe II.Elizabet at yarışına kaynak sağlıyor. Prenses Anne at eti yiyor ve porsukların yokedilmesini savunuyor. Prenses William ve Harry de hareket eden her şeye ateş ediyor. İngiliz Kraliyet Ailesi silahlarla ve ölümlere saplantılı.

Photo courtesy of Jason Janik

JB: Neden hayvanlar içinde kedileri tercih ediyorsunuz ?

M: Bağımsızlar, istikrarlı ve zekiler. Köpeklerin aksine, sizin sürekli ilgi göstermenize ihtiyaç duymazlar. Çoğu hayvan sadece sevgi arar, başka bir şey değil. İnekler kesimhaneye götürülürken, kendilerini öldürecek olan adamlara yaşamları için yalvarırlar. Bunu bir McDonalds reklamında göremezsiniz.

JB: Hayranlarınız sağlık durumunuz hakkında endişeleniyorlar, geçtiğimiz aylarda hastaneye kaldırıldınız ve bir çok konseri iptal ettiniz. Şuan kendinizi nasıl hissediyorsunuz ?

M: Şimdiden dört defa kanserli dokuları kazıdılar, ama kimin umrunda. Ölürsem, ölürüm. Ölmezsem de ölmem. Şuan itibariyle kendimi iyi hissediyorum. Farkındayım, son zamanlardaki resimlerde pek iyi görünmüyorum, ama hastalığın yaptığı bir şey bu. Bunun hakkında endişelenmeyeceğim, öldüğümdeyse dinleneceğim.

JB: Aklınıza ilk gelen, dünyanın geri kalanı için nefret uyandıran ve lüzumsuz olan insan kim ?

M: İnsanlardan nefret etmiyorum, nazik ve hassas bir adamım. Ama David ile Victoria Becham'a dayanamıyorum. İngiliz medyasının bu çifte verdiği trajik önem, bizi bir zombi toplumuna dönüştüren şey. Egoları son derece gelişmiş. Victoria hiçbir zaman bir şey yapmaz, ama hep meşguldür, kendine tapınmaya dalmış, tıpkı McDonna gibi [yazarın notu: büyük ihtimalle Morrissey burada Madonna'dan bahsediyor]. Ve onun kocası da İngilizce konuşmayı bilmez, işi de mide bulandırıcı. Parfümleri vardı, daha önce hayvanlar üzerinde test edilen sanki hayvanlar kolonya sürerlermiş gibi. Unutmayın; eğer o adamın traş sonrası losyonunu alırsanız, hayvan işkencesini destekliyorsunuz demektir.

Photo Courtesy of Kovideo

Röportajın tamamı için buraya tıklayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder