60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

2 Ekim 2014 Perşembe

Kitap Meydan Okuması (18.Gün)

Meydan okumaya yeni başlayacaklar için tüm sorular burada.

İşte malum sorumuz geliyor; SİZİ HAYALKIRIKLIĞINA UĞRATAN KİTAP HANGİSİ? 

Tezer Özlü..

Ya da sevenlerinin ona layık gördüğü lakabıyla "Türk edebiyatının gamlı prensesi", "nostalji kraliçesi". Ve pek tabii en ünlü kitaplarından Çocukluğun Soğuk Geceleri. Kitabın arkasında yazılanların ve kitaptan yapılan bazı alıntıların büyüsüne kapılarak büyük beklentiler içinde alıp okumuştum. Zaten okuma eylemi de uzun sürmedi. Bir kaç saat içinde durakalka bu hacimsiz kitabı bitiriverdim. 

Peki okumadan geriye ne mi kaldı ? Kocaman bir boşluk. Büyük bir hayalkırıklığı. Sayısız sorular kafamda dolanıp durdu. Ama en büyüğü, "e yani şimdi?" oldu. Evet, kitap bitti bitmesine; ama öyle şeyler hissettirdi ki bana sanki hiç başlamadı, varolmadı bile. Sanki yazılanlar suya yazılmış, rüzgara üflenmişti. Bir an vardılar, sonra yok oldular.


O öve öve bitirilemeyen kitaptan geriye gerçekten bir şey kalmadı. Sebebi de basit; Özlü'nün zayıf kalemi. Yaşadıklarının ağırlıkları, dünya görüşü bir yana dursun ben Özlü'nün iyi bir yazar olduğunu düşünmüyorum. Birileri çıkıp "ne haddine" diyebilir. Ama durum bu. Çocukluğun Soğuk Geceleri, kopuk alıntıların bir araya getirilmesinden meydana gelmiş, toplama bir kitap izlenimi veriyor. Biraz ordan biraz buradan. Sanki tumblr sayfasındaki yazılarını bir araya toplamışlar. Kitabın başlığındaki "çocukluğa" hepi topu üç beş sayfada atıfta bulunuluyor. Sonra hooop olgunluk çağına ışınlanıyoruz. Bolca flashbackler, ileri-geri zamanda ve mekanda yolculuk derken kitap bir anda paldır küldür bitiyor. Ne olduğu anlaşılmıyor bile. İçinden geçtiği zorlu süreçler o kadar üstünkörü anlatılıyor ki, okuyanın üzerinde en ufak bir iz bırakmıyor. 

Sevenleri yanlış anlamasın lütfen; ama bu kitaptaki sözlerin çoğu "fazla büyük" geldi bana. Büyük oldukları kadar samimi de değiller. Özlü'nün Leyla Erbil'e yazdığı mektupları okurken aslında gerçek hayatta ne kadar içten ve samimi bir kadın olduğuna tanıklık etmiştim. Ama bunu edebi kişiliğine ne ölçüde yansıtabildiği tartışılır.

Başıma iş gelmeyecekse bu kitabın oldukça abartıldığını ve adeta bir kesmin nostalji/melankoli kontenjanını doldurmaktan öteye gitmediğini düşünüyorum. Eğer Türk edebiyatına dair kadın yazarlardan çıkma parlak kitaplar arıyorsanız, ve söyleyecek bir sözünüz varsa buyrun Adalet Ağaoğlu kitaplarına. Melankoliyse melankoli, psikolojiyse psikoloji, edebiyatsa edebiyat. Hepsi Ağaoğlu'nun kitaplarında ziyadesiyle mevcut.

6 yorum:

  1. Ah! Şu an tezer özlü adına o kadar incindim ki :( ben ona takılan lakapları pek beğenmiyorum şaşalı sözler. Ama yine de incindim işte. Öyle ahım şahım bir kalemi olmadığı ya da büyük büyük laflar ettiğine (2.ye daha az olmakla birlikte) katılıyorum. Fakat yine de satır aralarındaki samimiyeti görmek oldukça kolay. Aslında ben tezer hanımı okurken günlük okur gibi düşündüm sanırım o sayfayı okuyup da hatırladığında yazdıklarının sebebini de hatırlamak istermiş gibi. Tezer hanım adına incindim galiba:( tabii adalet hanımı hiç okuma fırsatım olmadı daha iyisi kıyaslaması yapmam o yuzden zor. Yine de tezer hanim adina incindim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle şuna açıklık getireyim; benim Özlü ve sevenlerini incitmek ya da gücendirmek gibi bir niyetim yoktu. Buna inanabilirsin. Sadece birşeyleri ifade etmek istedim. Eğer kendimi ifade ederken bir şeyleri kırıp döktüysem, kusuruma bakma.

      Sil
  2. Galiba seninle aynı fikirdeyim Zihin kardeş :) Adalet Hanımın Tezer'in eski görümcesi olduğunu biliyorsun tabii ki, Göç Temizliği'nde yaşadıkları bir tatsızlığı anlatır. Hangisi haklı bilemem tabii ama Adalet Hanım da az huysuz değildir, kitaplarına gelince bilhassa ilk romanları şahanedir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dar Zamanlar Üçlemesi ve Fikrimin İnce Gülü Türk edebiyatının temeltaşlarından biri kesinlikle. Hele o Bayram ve Mercedes'i yok mu :) Böyle harika resmedilmiş, tüm hücrelerine kadar gerçek bir karakter daha az bulunur edebiyatımızda. Adalet Hanımla tanışmak çok isterdim.

      Sil
  3. özlü'nün yaşamın ucuna yolculuk'unu incecik bir kitap olmasına rağmen bir ayda ancak okuyabildim, kopuk kopuk gelmişti bana da. o yüzden çocukluğun soğuk geceleri'ni bir köşede bekletiyorum. adalet ağaoğlu ise hiç okumadım, okumak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Yaşamın Ucuna Yolculuk'una da bir şans versem mi diyordum. Ama sonradan vazgeçtim. Leyla Erbil'e Mektuplarını okuyabilirsin aslında Özlü'nün. Bu kitaba göre en azından daha derli toplu, daha okunası. O mektuplarda beni şaşırtan olay, Erbil gibi önemli bir yazarın Özlü'nün kalemini övmesi. Arkadaşı olduğu için herhalde.

      Sil