60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Eylül 2014 Salı

Ucuz Roman

Haftasonu konser vesilesiyle İstanbul'daydım. Konser 6 Eylül Cumartesi günü Maslak'taydı. Alana doğru ilerlerken arabayla Mecidiyeköy'de eski Ali Sami Yen arazisi üzerinde yükselen kulelerin önünden geçtim ve kendi kendime "bu kuleleşmenin sonu ne zaman gelecek acaba" diye sordum. Konser oldu bitti, hemen yatağa atladım. Sabah oldu, televizyonda gördüğüm ilk haber: "İstanbul'da asansör faciası, 10 işçi hayatını kaybetti". Daha bir gün önce önünden geçtiğimiz kulelerde, akşam saatlerinde, hepimiz dünyadan bihaber konserdeyken 10 işçi göz göre göre hayatını kaybetmiş. Ekmeğinin peşinde koşan 10 insan.. Ve bu sabah haberleri izlerken "ilginç" bir detay işittim; "denetlemeyi yapan firma Soma'dakile aynı"ymış.

İki hafta önce de yine göz göre göre bir kaza yaşanmıştı Avcılar'da. Damper üst geçite çarpmış ve 1 vatandaş hayatını kaybetmişti. Daha gerilere gidelim mi ? Merak etmeyin, 100 yıl öncesinde değil, bir kaç ay, sene öncesine. "Ufak" bir hatırlatma: bitmek tükenmez otobüs kazaları, SOMA FACİASI !, Tuzla Tersaneleri ve beraberinde gelen onlarca ölüm. Ve nicesi. Daha ne olmasını bekliyor başımızdaki "yetkililer" ? O kulelerin ilk depremde yıkılıp binlerce kişinin ölmesini mi ? Eminim o durum da bile sırtı sağlam kayaya yaslanan "abi"ler yırtacaktır. Ucuz ölümler ülkesi haline geldik ve bu durum her geçen saat kronikleşiyor. Ölümlerin ardı arkası kesilmiyor. Ve çoğu zaman sorumluların yanına kalıyor. "Yeni" Türkiye mi dediniz..

Ucuz bir romanın sayfalarında hayatlarımızı sürdürmeye çabalıyoruz adeta. Sokağa çıkmaya korkuyor insan. Her an bir üst geçitte, ya da toplu taşımada can verebilirsiniz. Her an çalıştığınız şantiyede can verebilirsiniz. Her yer ölüm, her yer sessizlik. Öyle zayıf bir hafızamız var ki toplum olarak. Şuan Allah vermesin binlerce inan ölse, yarın sorumluları unuturuz. Hatırlatmaya kalkan olursa aba altından sopayı gösterir "abi"ler. Her kazanın ertesinde ölenleri de "şehit" ya da benzeri mertebelere yükselterek ölümlere sebep olan korkunç ve bariz hataların gölgelenmesine izin vermeyin. Bir şey oluyor, hemen "onlar şehit oldu". Tamam ! Gerisini sorgulama.

O sabah televizyonda bir başka haber daha kanımı dondurdu: Rize'ye gelen yaşlı İtalyan turistlerden biri karavanında öldürülmüş. Karısı da yaralanmış. Hırsızlık şüphesiyle bir kişi gözaltına alınmış falan. İyi cesaret valla yabancı turistlerdeki. Ben olsam Türkiye'ye gelmeye korkarım. Bir Türk vatandaşı olarak kendi toprağımda gezmeye korkuyorsam.. Daha bir iki ay oldu, Doğu'da iki motorcu katledildi. Şans eseri yaşıyouz bu ülkede. Her an bir kazaya veya cinayete kurban gitmemiz olası. Ucuz bir romandan ibaret.

2 yorum:

  1. Bu yaz denk geldi, gavur arkadaşlarım gelip gitti memlekete. Kazılara gelmekten mütevellit alışıklar aslında buralara, başlarının çaresine bakacak kadar Türkçe biliyorlar. Burdaki hayatı da takip ediyorlar, zaten yazışıyoruz falan filan.
    Ama bu sene ilk defa, tek başlarına bir yerlere gidiyor olmalarından endişelendim. Hızlı trene binmesinler diye tembihledim, bir kısmı uçakla gidip geldi İstanbul-Ankara arasını, iki tanesi otobüsle seyahat etti. Aşti'den almaya gittim, bir baktım Metro Turizm'den iniyorlar. Neyse, dondurma falan ikram etmişler yolda, wi-fi falan vardı diye çok mutluydular. Biraz anlatıp bir dahaki sefer başka firmadan bilet almalarını söyledim. Bir otobüs firması ne kadar skandallarla dolu olabilir? Ağızları açık kaldı.
    35-40 yaşında insanlara çocuk gibi tembihledim, bilmediğiniz yere gitmeyin, herkesle konuşmayın, geceleri ekstra dikkatli olun falan diye. Halbuki seyahat dediğin şey tam olarak bunları yapınca güzel.
    "Ay yürüyün yaa, bişiy olmaz, her yeri görelim, her şeyden yiyelim"ci biriydim, nasıl sinirlerim bozuksa artık, panikli anneye dönüştüm. Ama haklıyım bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar haklısın ki hem de. Eskiden babama kızardım ben; "ne olacak ya, bu kadar pimpirikli olmak saçma" derdim. Artık ben de panikli babaya döndüm. Öyle şeyler görüyor ki insan yaşı ilerledikçe, öyle şeyler deneyimliyor ki.. Normalde ben de her şeye açık bir insanımdır. Gezmeyi, farklı insanlarla tanışmayı falan çok severim. Ama öyle bir ülke olduk ki.. Şu firmayı kullanma, şu bölgede dikkatli ol, yabancılarla mesafeni koru noktasındayız.

      Hızlı tren mesela. Otobüsle beş saat yol tepmek zorunda mıydım haftasonu ? "Hızlı" tren varken. Evet mecburdum; çünkü hızlı tren neredeyse karayollarından daha güvensiz.

      Bütün maceracı ruhumu öldürdü bu ülke. Kapadokya'ya gittim geçenlerde. İçimde kaldı balonla sabah turu atmak. Yapamadım. Neden ? Orada bir amca anlattı. Geçenlerde bir balon kazası olmuş, yabancı turistler ölmüştü. Nasıl olmuş biliyor musun ? İki balon vadi tarafında gidiyormuş. Rüzgarlı sakat bir yermiş biraz. Balon sürücülerinden bir tanesi yabancı kadın turistlere hava atmak için kurallara uymamış. Yanlış hareketler yapmış balonla ve diğer balonun sepetine taktırmış. Sonra ölenler yaralananlar falan. Gel de güven şimdi.

      Karşıya geçiyorum vapurla. Bindim Kadıköyden. Aklımda tilkiler. "Ya batarsa, ya araya düşersem". İnsanı şizo yapar bu canım ülke.

      Sil