60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

22 Eylül 2014 Pazartesi

Kitap Meydan Okuması (8.Gün)

Meydan okumaya yeni başlayacaklar için tüm sorular burada.

Yarın biraz yoğun bir gün olacak. İyisi mi akşamdan yazayayım. Sekizinci günün sorusu ise;

SİZCE EN ÇOK ABARTILAN KİTAP HANGİSİ ?

Vereceğim cevap ufak çapta bir infiale neden olacak, biliyorum, o yüzden alıştıra alıştıra söylemek istiyorum. Bildiğiniz üzere 60'ların kaşıt-kültür (counterculture)'üne ve o dönemi besleyen sanat akımlarına hayranım. Malum dönemi besleyen akımlardan biri de kuşkusuz Beat edebiyatıydı. Jack Kerouac, fitilini bir cinayetin ateşlediği bu jenerasyonun önde gelen figürlerinden biriydi ve Yolda (On the Road) çoğu kimse tarafından yazarın en iyi eseri olarak kabul görmektedir. Birçok sanatçının Yolda'dan fazlasıyla etkilendiği bilinmekte. Öyle ki rock ozanımız Bob Dylan, kitabın hayatını değiştirdiğini söylüyor. 60'lı yılların gençliğinin elinden düşürmediği ve Dylan'ın hayatını değiştiren bir kitap.. Eh, Kerouac aynı zamanda benim adamım William S.Burroughs'un da kankası olduğuna göre On the Road'u ayıla bayıla okumam lazımdı, değil mi ?


Maalesef öyle olmadı. Kitabı tam iki defa yarıda bıraktım. Neden bilmiyorum, ısınamadım. Bir kere anlatımı çok tekdüze ve yavan geldi (özellikle de orjinal dilinden okudum çeviri hatalarına kurban gitmemek için). Daha şok edici bir şeyler bekliyordum sanırım. Kafayı Burroughs kitaplarıyla bozmuş biriyim neticede ve benim için Beat edebiyatı demek yenilik, sıradışılık demek. Ginsberg'ün şiirlerinde ve Burroughs'un kitaplarında yeniliğe dair tonla şey bulabilirsiniz. Ama Yolda edebi açıdan ne yazık ki fazla "düz" (straightforward) bir kitap. Belki fazla büyük beklentilerle okudum, bilemiyorum.

Evet, kötü bir kitap değil; ama öyle aman aman "okudum, hayatım değişti" türünde bir kitap da değil bence. Önemli olanın nereye gittiğin değil, yolculuğun kendisinin olduğunu kabul eden bizler için daha çarpıcı bir kitap olabilirdi. Güzel bir konunun zayıf bir üslupla heba edilmesi olarak nitelendirebiliriz aslında. Bu kitabı Burroughs yazmış olsaydı büyük ihtimalle daha "eğlenceli" ve karmaşık bir şey çıkacaktı karşımıza (cut-up üçlemesi kadar zorlayıcı olmazdı gerçi). İkisinin beraber yazdığı Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar kitabından bile daha fazla zevk almışımdır herhalde. Kerouac'ı sevsem de (özellikle Budizm esintili şiirleri - The Scripture of the Golden Eternity) bu kitabına alışamadığımı itiraf etmem lazım sanırım. Üzgünüm beat yoldaşları.

4 yorum:

  1. Ben kitabı severim ama filmini 3-4 kere yarım bırakmak zorunda kaldım zorla bitirdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelde kitap beğeniliyor da, filmi beğenenle karşılaşmadım henüz :D İzlemem.

      Sil
  2. Offf bir sürünüyor ki bu kitap evin içinde, yıllardır okuyacağım, bir türlü başlayamadım. Beat kuşağına da meylim var halbuki, Yolda'nın bir çeşit laneti var galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çevremde iki arkadaş daha süründürdü kitabı. Sonunda da bıraktılar. Demek ki bir lanet var üzerinde :D Djinn on the road :p

      Sil