60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

26 Eylül 2014 Cuma

Kitap Meydan Okuması (12.Gün)

Meydan okumaya yeni başlayacaklar için tüm sorular burada.

Neredeyse yarıladık meydan okumamızı. Geliyor soru;

 HEM SEVDİĞİNİZ HEM NEFRET ETTİĞİNİZ KİTAP HANGİSİ ? 


Nefret tanımlaması biraz aşırı kaçacak sanki. Gaddar olmak istemiyorum; çünkü yazarına ve düşüncelerine saygım var. Hem sevdiğim, ama aynı zamanda da sevemediğim kitap tanımlaması daha uygun olacak Jean-Paul Sartre'ın Bulantı'sı için. Varoluşçuluğa dair ne varsa ilgimi çekiyor, kabul. Bu merakımın fitilini ateşleyense Sartre'ın bir zamanlar "kanka"sı olan Albert Camus ve üniversite sıralarında okumaya başladığım kitaplarıdır (Simone de Beauvoir ablamızın söylediğine göre ikilinin arkadaşlıkları Camus'nün Başkaldıran İnsan kitabından sonra bozulmuş). 

Camus'nün yakın dostu benim de dostum olmalı diyerek çıktım zaten bu Sartre yolculuğuna. Ama bir şeyler eksik kaldı sanki. İlk okuduğum Sartre kitabıydı Bulantı. Kötü bir kitap mıdır ? Asla. Fakat kitabın ele alış biçimini, yazarın üslubunu fazla güçlü bulmadım. Kitapta anlatılmak istenen düşünceler ne kadar çarpıcı ise üslupta o kadar sıradan. Bu tarz felsefik kitapların kurgudan ve olaylardan uzak bir şekilde ilerlemesini daha çok seviyorum aslında. Bir hikaye çevresinde felsefe yapmaktansa direk felsefenin kendisinden bahsedilse daha iyi. Bilmiyorum demek istediğimi ifade edebildim mi ? 

Bulantı'da anlatılmak istenen fikirler, kitabın zayıf kurgusuna yenik düşmüş. Ama bu fikirleri ve Sartre'ı gölgeler mi ? Hayır. Sadece bu kitabı edebi olarak sıkıntılı bir pozisyonda konuşlandırır ki zaten herkes Sartre'ın iyi bir yazardan ziyade iyi bir düşün insanı olduğunu kabul etmekte. Camus gibi iyi bir kalem olmadığı kesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder