60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

25 Eylül 2014 Perşembe

Kitap Meydan Okuması (11.Gün)

Meydan okumaya yeni başlayacaklar için tüm sorular burada.

On birinci güne ait sorumuz ise şöyle; NEFRET ETTİĞİNİZ KİTAP HANGİSİ ?

Eskiden "kitaplardan nefret edilir miymiş ya" diye ortalıkta dolanan biriydim. Ta ki Marquis De Sade ile tanışana kadar. Marki amcamız saolsun, bir kitaptan nasıl nefret edilir, onun "kitabını yazmış". İsim olarak da Justine: Erdemin Felaketleri'ni uygun bulmuş. Kitaba geçmeden Marki'den kısaca bahsetmek istiyorum. Peki kim bu De Sade ?

Yaşamının büyük çoğunluğunu hapishanelerde ve akıl hastanelerinde geçirmiş olan, atara atar gidere gider bir şahsiyet. Peki neden hapislerde geçmiş uzun yaşamı ? Çünkü adam sisteme dair ne varsa onu elinden geldiğince yerden yere vurmuş. Özellikle alışılagelen Tanrı kavramı ve genel ahlak kurallarıyla baya bir uğraşmış. Aynı zamanda da sadizmin kurucusu.

Birçokları için filozof olan (zaten bu adamı okuma sebebim "oo felsefe alırım bir dal"dı) De Sade'ın ilk büyük eseridir Justine. Aslında bir seri. İkinci kitabın adıysa Juliette. Oldukça hacimli bir kitaptır. Konusuysa şöyle; Justine ve Juliette iki kızkardeş. Ebeveynlerini yitirince ikisi de farklı yolları seçiyorlar ve hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Justine, erdemi seçerken Juliette de amiyane tabirle "kötü yol"u seçiyor. Ama bu iki zıt kız kardeşin hayatları "beklendiği gibi" gitmiyor. Sonuçta yazarımız De Sade. Ahlaklı kişilerden nefret eden biri kendisi. Justine, kitap boyunca ne kadar erdemli, ne kadar Tanrı'ya yakın durmaya çalışsa, başına da o kadar korkunç olaylar geliyor. Tecavüzler, akıl almayacak işkenceler, aldatmalar, istismarlar ve daha nicesi. Hatta kitap bir yerden sonra işkencelerin dozunu öyle bir arttırıyor ki sağlam mideli insanları bile zorlayacak bir hal alıyor. Özellikle manastırda din adamlarının resmedildiği sayfaları okurken korku filmi izliyormuşum gibi hissettim (yazara etmediğim küfür kalmamıştır herhalde oralarda). Justine'in başına gelmeyen kalmazken, zavallı insanlara işkenceler eden ve bundan haz duyan Juliette de bir eli yağda bir eli balda yaşıyor (onun öyküsü bu kitapta değil de Juliette kitabında uzun uzun anlatılıyormuş-tabii ki okumadım Justine faciasından sonra!!).

Justine'in "ahlak" kısmı bir yana dursun, edebi olarak gerçekten kötü bir eser. Bir kere kitap çok fazla tekrarlama içeriyor (çeviri sıkıntısı yok, İngilizce metinlerde de benzer sorun var). Belli başlı sözcükler üzerinden yazılmış kitap. Yinelenip duruyor o kelimeler ve kalıplar (bir "oh mösyö" lafı kaç defa söylenebilir..). Öyle bir noktaya geliniyor ki, ilerideki diyalogların nasıl gelişeceğini rahatlıkla tahmin edebiliyorsunuz. Ayrıca yinelenen sadece bazı sözcükler değil. Benzer olaylar dönüp dolaşıp yeniden yaşanıyor. Karakterlerin ders almadığının altı çizilmek isteniyor belki de. Ama bir süre sonra bu can sıkmaya başlıyor.

Her ne kadar elinde kırbacı, SüngerBob'un Plankton'uyla kitabın fotoğrafını çekerek ortamı yumuşatmaya çalışsam da ortada edebi olarak yavan, "ahlaki" olaraksa korkunç bir kitap var. Cinsel özgürlük temalarına normalde eyvallah; ama bu kitapta ufak bir yerde de olsa pedofili geçmesi ve cinselliğin tamamen işkence ve tecavüzler üzerinden ilerlemesi kabul edilebilir bir durum değil. Koyu bir ahlakçı falan olmaya gerek yok bu kitabın bu yönünü eleştirmek için. Korkunç bir seksizm ve istismar örneği. Leş bir kitap.

5 yorum:

  1. Bir kitap okudum Sade'dan ama hangisiydi hatırlamıyorum. Usulca geri koymuştum evdeki kitaplığa :) Bir kere sadizmin isim babası olmuş adam, nasıl dönsün oralardan, elinden geleni ardına koymamış.
    Yazını okurken kafamda devamlı şu çaldı: http://youtu.be/FfRAiTtOVEY

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Okuduğum dönemde insan içine çıkamadım. Öyle paranoyak yaptı ki kitap beni. Kitapta bütün kötü niyetli tipler ilk başta iyilik timsali. Baksan dışardan tonton rahip, yakışıklı oğlan, vs. Sonra bir anda işkenceler başlıyor.. Korkunçtu resmen. Bir ara küreği kapıpı kitabın içine girmek istedim. "Justine'i yedirmeyiz" şeklinde. Şarkı da tam uymuş :)

      Bunu görmüş müydün peki :D http://4.bp.blogspot.com/-_EtEIOr4pKw/Uwurp5GZtqI/AAAAAAAAA8o/aYeKQyGr1hk/s1600/marquis-de-sade_529246.jpg

      Sil
    2. Ahahahhahha ay sinirlerim bozuldu :D

      Sil
  2. Marquis De Sade hikayeleri bugün neredeyse okumaya alışkın olduğumuz herhangi bir tecavüz haberinden ya da TV'de ana haber bültenlerinde veya bir filmde izlediğimiz cinayetlerden farklı değildir. Hatta günümüzle karşılaştırıldığında Sade hikayelerinin son derece ''normal'' olduğu bile söylenebilir. Sadece yaşadığı dönem içinde sarsıcı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca size The Quills filmini izlemenizi tavsiye ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet belki haber bültenlerinde izlediklerimizden çok bir farkı olmayabilir. Ama günümüzde bir şekilde o haberlere "alışmamız" o eylemleri veya bu eserde yazılanları bence "normal" kılmaz. O gün de sarsıcıydı bugün de sarsıcı bence tüm yaşananlar ve yazılanlar. Bir tecavüz, bir işkence nerde ve ne zaman olursa olsun her zaman sarsıcı ve travmatik bir olaydır. Sorun da burada zaten. Sade'ın yazdıklarının günümüzde nasıl normal veya sıradan görüldüğü.. Ben hala o tarz haberlerde ürperiyorum. "Bu nasıl olabilir ki" diye geçiriyorum içimden.

      Sil