60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

2 Haziran 2014 Pazartesi

Bisikletli Çocuk (6/10)

 Courtesy of Cinemafunk

Uzun zamandır film incelemesi yazmadığımı farkettim. Aslında film izlemiyor değilim; ama nedense isteğimi kaybetmiş vaziyetteyim. Düzelir herhalde. Fevkalade yorucu bir dönemde kısa bir nefes molası vermek için dün akşam Dardenne kardeşlerin, 2011'de Cannes'da Nuri Bilge Ceylan'ın Bir Zamanlaer Anadolu'dasıyla birlikte Grand Prix'yi (Büyük Ödül) paylaştığı, Le gamin au vélo (Bisikletli Çocuk)'sunu izledim.

Açıkçası filmin konusunu okuduğumda ve film eleştirilerine şöyle bir gözattığımda beklentim yükselmişti. Dramları seviyorum. Ne yazık ki filmi izledikten sonra umduğumu bulamadım. 87 dakika gibi görece kısa bir filmi bitirmek neredeyse ızdıraba dönüştü. Teknik olarak dişe dokunur bir sıkıntısı olmasa da filmin ciddi bir farklı olamama sorunu var. Zira filmi izledikten sonra seyircinin aklına düşen "e ben bu filmi daha önce de izlemiştim" sorunsalı fevkalade can sıkıcı. Avrupa sinemasında "ailesini kaybetmiş çocuk" modeli o kadar enine boyuna işlendi ki son yüz yılda.. Bisikletli Çocuk'un bu türün üzerine yeni bir şeyler koyduğunu söylemek güç. Oyuncu seçimi ise filmin öne çıkan güçlü yanı.

Bir Zamanlar Anadolu'da gibi dört başı mamur, enfse sekanslarla, zeka oyunlarıyla dolu bir film ile beraber aynı ödüle layık görülmesi üzücü. Cannes bazen şaşırtıyor. Mavi En Sıcak Renktir faciasını hatırlamak bile istemiyorum.

2 yorum:

  1. Aynen katılıyorum. Tamam film izlenebilir düzeyde ama bende "üfff ne filmmiş" dedirtecek bir duygu uyandırmadı, "Bir Zamanlar Anadolu'da" bunu dedirtmişti işte. "Mavi En Sıcak Renktir"e gelince, birilerinin yatak odasının röntgenliyormuşum dişında bir ruh haline giremedim açık söyleyim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet kesinlikle ben de o hisse kapıldım Mavi'de. Nedendir bilinmez çok kıymete bindi o film.

      Sil