60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

4 Nisan 2014 Cuma

Zihin Neden Yoktu Ankara'da Neler Oluyor?


Bildiğiniz gibi Zihin arkadaşınız doğma büyüme Ankaralı. Joe Strummer'la (The Clash seviyorsunuzdur sanırım) hemşehri olmaktan gurur duyuyorum. Gözümü bu dünyaya açtım açalı Ankara sokaklarını görüyorum. Farklı şehirlere, ülkelere gezmeye gitsem de dönüp dolaşıp Ankara'nın gri ve tipsiz sokaklarını özlüyorum. Zaten biz Ankaralılar şehrimiz konusunda biraz muhafazakarızdır. Başka kimselerle paylaşmak da istemeyiz. İstanbul ve İzmir'e hayran olduğumuzu söylesek de iki üç gün sonra gözümüz Kuğulu Park'ı arar. Dost Kitabevi'nin önünde arkadaş beklemek bile ayrı bir olay. Ara sıra çemkirsem de ben şehrimi gönülden seviyorum. Siyasilere ev sahipliği yapmasına ve günden güne ucube yapılarla rezil bir manzaraya bürünmesine rağmen..

Malumunuz geçen pazar günü yerel seçimler yapıldı ve güzide şehrimde hala sonuçlar resmi olarak açıklanmadı. Gerçek Tosun Paşa kim hala öğrenemedik. Bu gidişle de birkaç gün daha öğrenemeyeceğiz. Ama bu süreçte başka şeyler öğrendik. Mesela sandık savunması denen şeyi ! Nedir bu derseniz, normal ülkelerde vatandaşlar sandığa gider oyunu kullanır ve akşamına sonucu öğrenir. Ertesi gün yeni başkana merhaba denir. Bizdeyse durum şöyle; oy kullanıyorsun, sandığına sahip çıkıyorsun, sonuçların doğru girilip girilmediğini takip ediyorsun ve gerektiğinde sabahlıyorsun. Evet, yeni vatandaşlık görevimiz hayırlı uğurlu olsun !!

Seçim süreci çoğumuz gibi beni de fazlasıyla gerdi. Hala da etkisinden kurtulamadık. Konu Ankara olunca insan ister istemez haddinden fazla geriliyor. Zira yirmi yıldır koltuğunu bırakmak istemeyen ve her seçime "son dönemim" diyerek giren biri söz konusu. Dile kolay. Adamın seçildiği gün doğanlar şuan yetişkin oldu da sandıkta oy kullanıyor. Biraz daha şansını zorlasa, onların da çocuklarını görecek. Kendisine dair ve icraatleri hakkında bir şey söylemeyeceğim. Çünkü onu bilmeyen yok. Zaten şu son yaptırdığı mimari şaheser kapıları-saatleri bir defacık olsun görseniz ve attığı tweetlerden birkaç tanesini okusanız bir daha unutmazsınız kendisini. Öyle unutulmaz bir kişilik ! Adam sakızla "düşman"ı havalimanında püskürtmüş bir halk kahramanı ! Transformer'lar ise yakın dostları filan.. Neyse ne diyorduk ?

Pazar akşamı resmen sinir harbi yaşadık tüm şehir olarak. Helikopterler uçuştu (hala daha bazı bölgelerde geziniyor-niyeyse), medya kendi içinde çelişkili ifadeler verdi, "yasak" Twitter'da iddialar birbirini kovaladı, adaylar dakka başı ekrana çıkıp "ben kazandım hehe" diyip durdu. Sonuç mu ? Hala belirsiz. Bu nasıl iş arkadaş ? Benim o akşam evimde oturup sonucu "kafam rahat şekilde" beklemem lazımken sandık peşinde koşmamız da neydi öyle ? Oy kullandığım sandık bir gün sonra gecenin köründe sisteme girildi. İşi gücü bıraktık sandığın derdine düştük, iyi mi. "Acaba kullandığım oylar tutanaklara hatasız olarak geçirilecek mi" kaygısıyla uykusuz bir dönem geçirdik. Ne zaman sandığımdan çıkan sonuçlar güvenli şekilde kayda geçti işte o zaman derin bir "oh!" çektim.

Bereket versin, muhalefet ilk defa bu kadar dirayetli davrandı (gerçi bunda adayın hukukçu olması ve davasına sahip çıkması etkili-yoksa bu ülkede gerçek muhalefet en son ne zaman yapıldı Allah bilir!) ve sayımlarla ilgili itirazlarını ilgililere ilettiler. Sonuç ne çıkar bilemiyorum. Hukuğun işidir neticede, bilemem. Ama adalete güvenmek zorundayız. Çünkü geriye bir şey kalmıyor. Biliyorum son zamanlarda ülkedeki çoğu kuruma güvenimizi tamamen yitirmiş durumdayız. Ama Anayasa Mahkemesi'nin Twitter kararından sonra adalete güvenim tazelenmiş oldu. Zaten bir ülkede adalete de güvenemeyeceksek geriye ne kalır ? Muz Cumhuriyeti'ni ilan ederiz, biter gider.

Son bir şey. Ankara'daki dayanışmanın gündelik siyaseti de etkilemesini çok isterdim. Klişe bir laf olacak ama gerçekten sağcısı solcusu ateisti dindarı bir amaç uğruna omuz omuza verdi. Şehrin yeni bir kana ihtiyacını sandıkta haykırdı. O koltukta kim otursa yirmi yıl sonunda güç zehirlenmesine kurban gider. İsterseniz en dürüst, halka en hizmet etmeye meyilli insanı oturtun. Fark etmez. Yirmi yıl haddinden fazla bir süre. Yerel seçim yarışının salt ideolojik sebeplere veya gündelik siyasi çekişmelere kurban gitmemesi gerekirdi. Hizmet yarışı olduğu ne yazık ki unutuldu. Bu gerçek, toplum tarafından, daha geniş kitlelerce kabul görseydi şuan bu iş bitmişti. Yeni başkanı kutluyor olacaktık. Umarım seçim adil şekilde sonuçlanır ve kazanan Ankara olur. Benim oylarımla saçma sapan işlere (ah o dinazorlar yok mu..) imza atılmasına bir dönem daha tanıklık etmek istemiyorum.

Youtube da yasahhh ama neyse.. Strummer abi diyor ki; "Haklarınızı Bilin!"


Not 1: Uzun zamandır blog dünyasından uzak kaldım. Bir mim furyası dolanıyor sanırım. Mimlendiysem hatırlatırsanız sevinirim. Gözden kaçmasın, hemen cevaplayayım :)

Not 2: Bu arada iki gün boş bıraktık blogu, hesabıma yasadışı şekilde girilmeye çalışılmış. Florida, Amerika'dan denenmiş. Tabii şifreyi filan değiştirdim. Aman diyeyim Amerikalı kardeş. Biz Angaralıyız. Levyeye sarılırım anında.

4 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, aynı düşünceleri paylaşıyorum

    YanıtlaSil
  2. VPN'ydi, DNS'ydi, ben de duyuyorum "emailime girmeye çalışmışlar" falan diye. Kafamın bastığı son noktadayım, en son windows host dosyasına ip'ler falan ekledim youtube'a da girebileyim diye, beynim yandı. Daha da kurcalayacak ne takatim kaldı ne beyin hücrem.
    Seyran'da lisenin önünde Toma 2'yi parmağıyla dürten bendim, belki uzaktan karşılaşmışızdır :D
    Ben çok gurur duydum Ankara'yla. Hem tarihte hiç olmadığı kadar kurtulmaya çalıştık Melih Efendi'den, hem de canavar gibi peşine düştük oyların. "Gezi ruhu Ankara'da" falan dediler, çok yanılıyorlar, geçen yaz da böyleydi, seçimlerde de böyle oldu, bu Angara ruhu. Öyle fıyyy diye ortadan kaybolan Taksim Platform'una falan benzemez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Twitter'da şöyle komik mi komik bir tweet okumuştum: "Bu halk öyle bir noktaya geldi ki istese elektrik süpürgesinden Twitter'a girer" :D Bi başkası: "Sanırım az önce FBI'ı hackledim yanlışlıkla". Şakası bir yana bu tür yasaklar her daim ters teper, tepti de. Twitter düşmanı Pınar Kür bile Twitter'a gelmiş (programda diyordu). Millet dnsti vpndi bunlarla tanıştı. Fena da olmadı hani :)

      "Memur kenti, vur ensesine al lokmasını" olarak tanımladığımız Ankara bizi şaşırttı. En azından yarısı :p Gerçekten takdir edilesi bir mücadele sürdürüldü. Tamamen gönüllülük esaslı ve legal. Bu çok önemli çünkü birileri çıkıp "bunlar sokaklarda anarşi yaratıyor yea" diyemedi. Dedi gerçi de kimse yemedi. Öyle çıkarıp dizemedi yanmış otobüsleri. Tek kelimeyle şaştı kaldı. Ne zaman ekrana çıksa izlemeye çalışıyorum ve gizlemeye çalıştığı korku karşısında gülümsüyorum. Korksun. Çünkü sandığa babalar gibi gömdü Ankara onu. En az 5-10 puan farkla alırım dedi. Pıstı kaldı.

      Mümkünse siyasi partiler, platformlar filan da bu mücadeleyi sahiplenmeye kalkmasın. Gezi'yi amacından saptıranlar, lkendilerine çıkar sağlamaya çalışan ve bir yerden sonra ortadan kaybolanlar burdan uzak dursun. Artık bu halka zaman kaybettirmesinler.

      Sil