60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

13 Nisan 2014 Pazar

Güzel Şey'li Mim ve Bazı Şey'ler

Fermina sağolsun beni mimledi geçtiğimiz gün. Mimde son zamanlardaki güzel bir şeyden bahsediyorsunuz (mimi hoşuna giden yapsın, bir isim vermeyi düşünmüyorum şuan). Biraz düşünmem gerekti açıkçası. Çok karamsar bir tablo çizmek istemiyorum; ama bir Ankaralı olarak seçimlerden sonra moralimin dibe vurduğunu söylemem gerek. Evet -alt tarafı- bu bir seçim! Kazanmak da var kaybetmek de. Ama kaybetmek var kaybetmek var. Neyse hiç açmayalım o konuyu. Asabım kalkıyor valla..

Bir kaç gündür dikkatimi çekiyor. Bahar gelmiş ! (yeni mi farkettin be adam dediğinizi duyar gibi oluyorum-vurmayın). Sarı sarı çiçekler açmış bahçenin her tarafını. Bir tane lale gördüm mesela. Güzel bir detaydı. Çimlerimiz yeniden yeşermiş filan. Bilmiyorum ya, bu bile beni mutlu etmeye yetti.

Aslında ben böyle küçük şeylerle mutlu olan bir insandım. Fakat yaşadığımız ülke sağolsun insanının kendini küçük mutluluklarla tatmin etmesine engel oluyor. Büyük sıkıntılar, beraberinde büyük mutluluk beklentisi getiriyor. Yani "aa ne güzel bahçe güzelleşmiş" diyorsun sonra sokaklara çıktığında konuşulan gündeme maruz kalıyorsun ve bahçenin güzelliği sizi mutlu etmeye, eylemeye yetmiyor. İşte daha yeni, Mert'in başına gelenler. Allah kimsenin başına vermesin böyle bir şey. Evlat acısı bu dünyadaki en ağır imtihan olsa gerek. Düşünmesi bile korkunç.

* * *

Evet karar aldım. Belli bir süre ne internetten ne de televizyondan (zaten adam gibi izlediğim bir Tarihin Arka Odası var) gündem takibi yapmayacağım. Cahili oynayacağım. Kulaklarımı gözlerimi kapatacağım. Yokmuş gibi davranacağım. Çünkü dayanılmaz bir hal aldı ülke. Laf anlamayan, yeniliğe kapalı ve dahası tartışma kültüründen yoksun insanlarla kavga etmekten burama geldi. Aynı şeyleri duymak istemiyorum. Kendime zarar vermek istemiyorum.

Beni her zora düştüğünde "ülke çekilmez oldu yea, acaba nereye iltica etsem" diyerek atlaslardan ülke beğenenlerden biri sanmayın. Seçim üzerimizden dozer gibi geçmiş olabilir. Sinirlerimizi de sonuna kadar yıpratmış olabilir. Hatta umudumuzu tamamen yitirmiş bile olabiliriz. Ama ben hala buradayım. Şimdilik de burada kalmaya kararlıyım. Neden gideyim ki ? Burası benim toprağım. Bir suç mu işledim de her şeyi bırakıp gideyim ? Burada doğdum, Türkçe'yi burada öğrendim. Başka bir dilin, başka bir kültürün boyunduruğu altına neden gireyim ? Türkçe aşık olduk, Türkçe sevildik, Türkçe seviştik. Yeri geldi Türkçe sövdük saydık ! Hem de dibine kadar.

Umudum var mı ? Yok denecek kadar az (hatta gelecek iki seçimde sandığa gitmeyi bile düşünümüyorum). Umut tükense bile yine de burada olacağım. Çünkü dediğim gibi burası benim toprağım. Başka bir ülkeye göç etmekle her şeyi geride bırakmış olmuyor insan. Varsayalım gittim. Ne olacak? Her akşam iş dönüşü internetten Türkiye'de neler oluyor acaba'nın hesabını yapıyor olacağım büyük ihtimalle. Hem sevdiklerini geride bırakmak, sokak hayvanlarınla vedalaşmak, odanın manzarasını unutumak, aşık olduğun sokakları terk etmek hiç ama hiç kolay olmasa gerek. Çok Nihat Doğanvari olacak ama "benim ülkemin koyunu bile başka bakıyor" yahu !

Her şeye rağmen burada kalmalıyız. "Ben efeler gibi buradayım" diyebilmeliyiz. Türkçe sevmeye, Türkçe sövmeye devam ! Selamlar, saygılar.

4 yorum:

  1. Tamamen aynı fikirdeyim seninle, aklımdan bile geçirmedim başka bir ülkeyi. Böylece yaşamaya devam, onlar düşünsün benimle ne yapacaklarını :)
    Sinirlerim çok yıprandı hakikaten ama düzelir, olsun. Gideyim de saksı falan değiştireyim, gelmiş vallahi bahar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim saksıdaki laleler nedense açmadı hala :D Öldüklerini düşünmeye başladım. Acaba fazla ışık mı seviyorlar nedir bilmiyorum.

      Sil
    2. Hiç lale dikmedim ama soğanlı di mi onlar da? Belki daha az sulamak gerekiyor olabilir. Sümbüller falan cam kenarı seviyor.
      Benim bir takım otları da geçen yaz beyaz örümcek gibi yaratıklar basmıştı, şimdi bir saksıda gene karşılaştık. Nasıl kurtulurum bilmiyorum.

      Sil
    3. Evet soğanlı. Fazla da sulanmıyor aslında ama derdi nedir anlamadım. Neyse saksı manzarası da fena değil :p

      Sil