60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

19 Mart 2014 Çarşamba

Deniz Kenarı

Photo courtesy SokoClockwork.tumblr
Oldum olası suyu, denizi ve dalgaları sevdim. Suyun ele avuca sığmayışı, denizin uçsuz bucaksız oluşu ve dalgaların sesi.. Yüzerken hissedilen uçma hissini de unutmamalı. Deniz kenarında yaşamak büyük bir lütuf olurdu benim gibiler için. Düşünsenize, dalgaların sesiyle uyanıyorsunuz. Bazen kumsalı yalayıp geçiyor bazense taşları dövüyor. Ne büyük bir harmoni !

Uzun zamandan beridir denize hasretim. Fırsat bulup Ege'ye koşasım var. Maviyle yeşile karışasım var. Her zamanki gibi sabahın köründe yüzesim var. Kimsecikler yokken sessiz sakin bir başıma. Balıkların eşliğiyle. Çoğunluğu hiçbir zaman anlamıyorum. Deniz varken havuz neden ? İki kulaç atıp durmak neden ? Oysa deniz öyle mi ? Açıl açılabildiğin kadar. Çocukluğumdan beri denizde açılmayı sevmişimdir. Bazen insanı ürküttüğü doğru. Yeşlin maviye, mavininse siyaha dönüşmesi ürkütücü. Ama kıyıdan uzakta, sessiz ve tek başına olmak güzel bir his. En çok bu hissi özlüyorum ya zaten. Balıkların ayaklarını gıdıkları, yosunların altında ahenkle dans edişi.

Ne zaman denizden bahsedilse aklıma bir çocukluk anım geliyor. Bir defasında denizde yüzerken yağmura yakalanmıştım. Kıyıya yakındım. Çıkıp gidebilirdim. Gitmedim. O anı yaşamak istedim. Bir kez olsun. İyi ki de öyle yapmışım. Yağmur damlalarının suyun yüzeyine çarparak oluşturduğu şekiller, denizin sıcaklığı, havanınsa buz gibi soğukluğu.. Tarifi zor.

Denizi özledim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder