60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

10 Ocak 2014 Cuma

!f Bağımsız Filmler Festivalini BOYKOT EDİN

Geçen sene Şubat ayında !f Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali hakkında bir yazı yazmıştım. Hatırlayalım: Festival Saçmalığı !

Bu ay ki Altyazı dergisinde yazana göre festival bu sene de üç büyük şehirdeki Cinemaximum sinemalarında düzenlenecekmiş. Yani ısrarla tekel zihniyetine bizi mahkum etmeye çalışıyorlar. Bu ülkede ayakta kalmaya çabalayan üç beş bağımsız sinema salonunu canlandırmak varken yine büyük bir sermaye grubunun boyunduruğuna girmekte nedir allasen ? Bir de "bağımsız" film festivali, iyi mi ! Tek amacı seyirciden daha fazla para koparmak (anlamsız kantin fiyatlarından tutun da bilet fiyatlarına kadar) olan ve avmlerin yiyecek katlarına hapsolmuş bu grotesk sinema salonlarında bağımsız yapımları izlememizi nasıl bekliyorsunuz anlamış değilim. Ben sinemaya sadece film izlemek için giden birisiyim. Anlamsız tüketim çılgınlığının birer ürünü olan alışveriş merkezlerinin içinden geçerek yemek kokuları içinde bilet kuyruğuna girmek bana oldukça saçma geliyor. "Alışveriş yap, yemek ye, sinemaya gir ve tüketmeyi unutma!" mottosu..

Sizi bilmem ama ben bu sene Bağımsız Filmler Festivali'ni boykot edeceğim. Zaten hatırlarsanız geçen sene de Cinemaximum'u boykota başlamıştım, hala mücadelem devam ediyor. Başka Sinema, Kuir Fest gibi festivalleri evinde ağırlayan ve Ankara'nın son bağımsız sinema kalesi Büyülüfener Sineması ayakta kaldığı sürece filmleri oradan takip etmeye devam edeceğim. Göze göz, dişe diş !  

!!! BOYKOTA DAVET EDİYORUM HERKESİ !!!

Not: Cinemaximum'un bağlı olduğu Mars Entertainment'ın CEO'su geçtiğimiz Kasım ayında ilk girişimcilik tecrübesini şöyle anlatmıştı: "Ortaokuldayken güvercin besliyordum. Sürekli gökyüzüne bakardım. Başkalarının geri dönmeyen güvercinlerini görünce benimkileri uçurur, o güvercinleri kendi kümesime dahil ederdim. Güvercinler bugünün parasıyla 1.000 dolar civarıydı. Bu işten iyi para kazandım. Bir gün futbol oynamak için çıkarken kümesin kapısını açık unutmuşum.Kümese giren bir kedi güvercinlerimi yemiş. Bu benim girişimcilik hatam oldu. Sonra o kediyi buldum ve intikamımı aldım. Kediyi 4. kattan attım. Gerçi ölmedi. Dört ayak üstüne düştü ve uzaklaştı. O yüzden kedileri bugün de sevmem." Bir de ekliyor; "Bizim işimiz mutluluk satmak"..

Hayvanlar üzerinden para kazanmayı hedefleyen, bu uğurda başka bir canı tehlikeye atan (kediyi dördüncü kattan atmak nasıl bir şey ya aklım almıyor böylesini) ve bunları gururla anlatan birinin ceo'su olduğu bir grubun halini varın siz düşünün.

3 yorum:

  1. Başkalarına ait güvercinleri çalarak başlamış yani iş hayatına? "Gerçi ölmedi." ne demek be? Üzülmüş sanki biraz kediyi öldürmeyi başaramayınca. Ya yemin ederim iyi kalpli, vicdanlı insanlar zengin olmuyor; nerde sinsi, ruh hastası, hırsız varsa onlar şirket sahibi, ceo, bok püsür.
    Zaten bu soğukta hareket etmeye üşeniyorum, o yemek katlarına kimse çıkaramaz beni sinemaya gitmek için. Adı hala Türkçe olan sinemalardan birine gider, ne varsa oturur seyrederim, ne gerizekalı işler bunlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu "dört ayak üstüne düştü ehe" diyenlere inanılmaz sinir oluyorum. Çevremde de var böyleleri. Kedileri ölümsüz, ya da Süpermean filan sanıyorlar.

      "Adı hala Türkçe olan sinemalardan birine gider" Ne güzel demişsin. Adamların kendi dillerine bile saygısı yok. Cine-maximum. İfadedeki Türkçe kelimeleri bulun. Bulamadı.. Büyülüfener'i kuranlar pek tabii adını "lanterne magica" olarak koyabilirlerdi. Ama orjinal ismi aynen almak yerine dilimizdeki karşılığını seçmişler.

      Sil
  2. "Cine-maximum. İfadedeki Türkçe kelimeleri bulun. Bulamadı.. "

    hakkaten..

    YanıtlaSil