60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

17 Ocak 2014 Cuma

Bu "Başka Sinema"

Son zamanlarda Türk sinema sektörünün en sevindirici ve heyecan verici işlerinden biri olan Başka Sinema'yla sonunda yollarım kesişti. Geçen ay işlerin yoğunluğundan ötürü bir türlü zaman ayırıpta bu özel ve uzun soluklu festivale katılamamıştım. Fikri bulandan Allah razı olsun. Sonunda tek seanslık konar göçer festivallere mahkumiyetimiz son buldu. Filmekimi filan güzel oluşumlar. Ama tek seans sıkıntı oluyor gençler. Hem bilet bulması dert hem de o günü ve saati planına uydurması zor. Böylesi daha güzel. Sinemaseverlere rahatlık sağlanmış. Çok beğendim.

Kayıp zamanın öcünü almak için iki filme birden girdik arkadaşla. Şili-İspanya ortak yapımı olan ve başroldeki performansıyla Berlin Film Festivali'nde Yılın En İyi Kadın Oyuncusu seçilen Paulina García'lı Gloria ve sağlam kadrosuyla Coen biraderlerin bol gülme garantili son numarası Inside Llewyn Davis (Sen Şarkılarını Söyle).

Gloria, orta yaşlarını bitirmiş ve yavaş yavaş "yaşlılar" dünyasına adım atmakta olan yanlız bir kadın. Eşinden yıllar önce ayrılmış. Çocuklarıysa deyim yerindeyse hayırsız. Gloria onları arayıp sormasa aralarındaki bağ koptu kopacak. Üst komşusu ise madde bağımlısı sorunlu bir adam. İşte tüm bu yanlızlık ve izole olmuş yaşantısı içerisinde hayata tutunmaya çalışan Gloria. Yaşadığını hissetmek isteyen yanlız bir kadın. Çoğunluğun yaptığı gibi geceleri dört duvar arasında tek başına yaşlılığın gelmesini sızlanarak beklemektense çareyi gece kulüplerine giderek yanlız başına da olsa dans etmeyi tercih eden Gloria, bir gece Rodolfo ile tanışır ve hayatı birden bire değişir.

Her ne kadar "kadın" üzerine kurulu bir film gibi dursa da aslında Gloria herkese hitap edebilecek bir film. Genelde kadın filmlerinde sıkılan ben bu filmde bir defa bile "öf" demedim. Soluksuz izledim. Bunda Gloria'yı canlandıran oyuncunun görkemli performansı ve filmin gerçekçiliği etkiliydi hiç kuşkusuz. Ayrıca Şili öğrenci olaylarına ucundan da olsa değinilmesi yerinde olmuş.

Filmi bir salon dolusu orta yaşlı ve yaşlı kadınla beraber izlemek de ilginç bir deneyim oldu. Gloria'nın yaşantısından kesitler gördükçe sağdan soldan "aynı ben" tarzı laflar duymam tebessüm ettirdi. Her ne kadar film çıkısında teyzelerin "ben daha başka bir şey bekliyordum, daha romantik bir aşk filmi gibi" tarzı laflar etmesi beni şaşırttı. Sonuçta bu film orta yaşlı bir kadının romantik kaçamaklarını değil de kadının zincilerinden kurtulup özgürlüğe koşuşunu anlatan bir film. Gloria'nın bir adama yeniden bağlanmasını filan anlatmıyor. Ya da bana öyle geldi. Kadın takipçilerime sesleniyorum, teyzeler mi ben mi doğru okumuşum filmi ? :)

Altyazı dergisinde okuduğuma göre 80'lerin kült pop şarkısı Gloria filme adını vermiş. Zaten filmin sonunda da bahsi geçen şarkıyı Gloria'nın kendisinden dinliyoruz.



Inside Llewyn Davis üzerine söyleyecek sözüm çok. O yüzden kendimi frenleyerek mümkün olduğunca çenemi tutmaya çalışacağım. Bir kere Coen biraderler Amerikan sinemasının yüz akı ortaklıklarından biri. Big Lebowski, Fargo ve No Country for Old Man filmlerini izlemiş biri olarak kendilerini beğeniyle takip ediyorum.

Filmin kadrosu çok cazip. En sevdiğim aktörlerin başında gelen ve daha önce Coen biraderlerle de çalışmış olan John Goodman, genç kızların hayranı Justin Timberlake, son zamanların yıldızı parlayan güzeller güzeli oyuncusu Carey Mulligan ve fazlasıyla biz Türk'leri andıran Oscar Isaac.

Temelde bir yol hikayesi olarak nitelendirebileceğimiz film, folk müzik yapmak için adeta çabalayan Llewyn Davis'in hayatından ufak bir kesiti ele alıyor. Bu yolculukta türlü türlü insanlarla karşılaşıyor (John Goodman'ın canlandırığı egzantrik karaktere gülmekten çene kaslarım yoruldu). Kendisine emanet olarak kalan ve bir ara elinden kaçırdığı kedi Ulysses de bu yolculukta Davis'e eşlik ediyor.

Folk müziği ve dönem filmlerini sevenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film. Deyim yerindeyse ağzımın suları aka aka seyrettim. Bir yanda çalan folk şarkıları, öbür yanda 60'lardan Amerika manzaraları. Ve tabii kedi Ulysses ! Kedili filmler her zaman benden olumlu puan alır :) Filmde giderayak Bob Dylan'ın gençliğine de selam gönderilmesi güzel bir hoşluk olmuş. Film bitiminde credits perdede akarken Dylan'ın Restless Farewell şarkısını son ses dinlemek beni oldukça mutlu etti.



Bob Dylan ya.. Müthiş bir adam. Kahramanım.

4 yorum:

  1. Başka Sinema'ya müthiş özeniyorum, keşke Antalya'ya da gelse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlerki zamanlarda geleceğini düşünüyorum. Eskişehir ve Bursa'da da var diye biliyorum. Sonuçta Antalya da büyük bir şehir :)

      Sil
  2. Of ikisine de gideceğim haftaya, Gloria'nın niyetini de seyrettikten sonra yazarım buraya, bakalım teyzeler mi haklı sen mi haklısın? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarını merak ediyorum :) İkisine de bayılacağını düşünüyorum. Gloria'da salondaki tek erkek bendim :((

      #DirenErkek

      Sil