60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

28 Kasım 2013 Perşembe

Zihnin Mekanları

Müzik, müzik ve yine müzik yazmaktan sıkıldım. Bu sabah Ankara'mdan bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu Zihnin, Ankara'da zaman geçirmekten zevk aldığı mekanlardan. Hadi bakalım Zihin nerelerde takılıyormuş.

1) Cafe Lins

Ankara'da oturup bir şeyler yiyip içebileceğiniz, arkadaşlarla laflayacağınız en ideal mekan. Avusturya'da gördüğüm cafeleri andıran Cafe Lins için Bestekar'ın incisidir diyebilirim. Ankara'da Lins'den Strudel yapan başka bir yer var mı bilmiyorum  Mekanda çalan müzikler de genelde dinlediğim müziklerden derleme oluyor. Yani bir nevi evimi hatırlatıyor bana. Küçük bir alana sahip ama; dekorasyonu ve sıcak ambiyansıyla bunu çok güzel şekilde unutturuyor. Karlı-yağmurlu havalarda sığınılacak bir liman. Mutlaka gidip görülmeli. Tatlı bir mekan.

2) Kuğulu Park
 
Burda doğdum bile denebilir. Milyonlarca anım var Kuğulu Park'la ilgili. Ailemle, arkadaşlarımla, tek başıma,...Kuş gribinin patladığı günlerde burayı çitle çevirmişlerdi. Millet de pek yanaşmak istemiyordu hayvanlara. Biz de arkadaşla "amaan hayvandan zarar gelmez" kafasıyla yanlarına sokulmuştuk kuğuların. Gördüğünüz gibi kuş gribi de yalanmış. Zihin burada hala yazıyor :)

Esat'ta oturduğumuz yıllarda nerdeyse her gün giderdim. Arkadaşlarla buluşma yerlerimizden biriydi. Şimdi o kadar sıklıkla uğrayamıyorum; ama elimden geldiğince her hafta uğramaya çalışıyorum. Ne buluyorsun orada derseniz.. Huzur buluyorum. Bu kadar basit bir açıklaması var aslında. O asırlık ağaçların altında bir bankta oturmak, karşıda akan suları ve üstünde süzülen kuğları seyretmek.. Kuğulu Park, Ankara'da her şeye rağmen yaşamın olduğuna kanıt aslında.

3) Kızılay Büyülüfener Sineması

Bir yıldır Cinemaximum sinemalarını ve diğer avm sinemalarını boykot ediyorum, biliyorsunuz. Eskiden de Büyülüfener'i ve diğer bağımsız sinemaları mümkün olduğunca tercih ederdim; ama artık sadece buraya gidiyorum. Arkadaşların zoruyla nadiren avm sinemalarına gittiğim oluyor ama bu bir iki filmi geçmiyor. Ben bağımsız sinemalara aşığım. Nostalj düşkünü ve geri kafalı değilim. Sinemanın yerinin sinema olduğuna inanıyorum. Yemek katlarına tıkıştırılmış salonlar sinema olmuyor ne yazık ki efendiler ! Bu son kale yıkılırsa gerçekten ağlarım. Büyülüfener'i yedirmeyiz tekelci zihniyet !!!
Not: Kızılırmak ve Metropol sinemaları da benim için çok önemli sinemalar. Kalbim onlarla birlikte. Umarım ayakta kalırlar.

 




 4) Jolly Joker

Joker her ne kadar yeni bir mekan olsa da (eskiden 312 Arena'ydı burası. daha da eskiden Ankapol sinemasıydı-en sevdiğim sinemalardan biriydi merhum..) şimdiden gönlümü kazandı diyebilirim. Son iki yıldır o kadar güzel etkiliklere ev sahipliği ediyorlar ki.. Hem ulaşımı kolay, hem de diğer mekanlara göre daha ferah. Sevdiğiniz bir sanatçıyı burada rahatlıkla ön sıralardan izleyebilirsiniz. Ayrıca mekanın dekorasyonu çok hoşuma gidiyor. Özellikle giriş katındaki dekorasyon.. Üç tekerlekli motosikletiyle, Kızılderili heykelciğiyle her daim gözde mekanlarımdan biri. Mekandaki görevlilerin güleryüzlü olmaları da cabası :)

5) Kızılay Dost Kitabevi


İki günde bir uğradığım güzide kitabevi. İçinde kaybolmak içten bile değil. O kadar güzel bir ambiyansı var ki.. İnsanın durmadan kitap satın alıp, oracıkta okuyası ve yenisini alası geliyor. Ankara'nın en zengin kitabevlerinden biri aynı zamanda. Aradığınız kitapların bir çoğunu burada bulmak mümkün. Tek sıkıntı, sabah saatlerinden sonra çok kalabalık olması. Hele bir de iş çıkışı gittiyseniz vay halinize. İnsan seli içinde yüzerek kitap aramanız kaçınılmaz. Neyse, millet okusun da ben razıyım kalabalığa.

6) Minna's Hot Spot Bistro 


Zihnin karaoke yaptığı mekan. Eğer oraya gider ve Cher söylemeye çalışan birini görürseniz o benim efendim :D Yemek ve içecekleri de güzel tabii. En önemlisi çok ilgili ve güleryüzlü çalışanları var. Gerçekten sıcak bir ortamı var.







7) Kentpark Alışveriş Merkezi

Normalde alışveriş merkezlerinde beş dakika bile bulunmaya tahammül edemeyen ben, Bilkent'ime yakın Kentpark'ta saatlerin nasıl geçtiğini farkedemiyorum. Burayı seviyorum; çünkü içi çok ferah. Asla insanlar omuz omuza dolaşmıyor içeride. Ayrıca iç tasarımı başarılı. Gezerken yorulmuyor insan ve dilediği mağazaya anında ulaşabiliyor. Daha inşaat sürerken sadece Mediamarkt bölümü açılmış ve biz de bir hata gitmiştik. Şantiye sürdüğü için çoğu yer kapalıydı ve otoparktan Media'ya gidene kadar labirentlerde dönüp durmuştuk fareler gibi. İlk izlenimi  "buraya daha da gelmem" olsa da mekan tamamlanınca tükürdüğümüzü yaladık. Her ne kadar mekan dört dörtlük olsa da tek sıkıntı Harvey Nichols. PETA uzun zamandır Nichols firmasıyla uğraşıyor. Sebebi de sattıkları kürklerin gerçek olması. O gün bugündür o mağazanın önünden geçmiyorum.

8) Mickey's Las Chicas (Kentpark AVM)


Hazır Kentpark konusu açılmışken Mickey's Las Chicas'dan da bahsetmek gerek. Neredeyse bu yaz her gece arkadaşlarla oradaydım diyebilirim. Artık adamlar resmen beni tanıyor. Özellikle serin yaz geceleri havuza bakan masalarda oturup margaritanızdan yudumlamak ve Meksika lezzetlerinden nasiplenmek çok keyifli oluyor. Yemek öncesi Doritos tırtıklamak da işin en güzel tarafı :)


9) Retrox 


Tunus denince aklıma gelen ilk yer. Dekorasyonu ile geçmişe gidiyorsunuz adeta. Özellikle menü tasarımı başarılı. Yiyecek ve içeceklerde de belli bir seviye yakalanmış. Eğer Lins'de yer bulamazsanız hemen buraya uğrayın (gerçi burası hep çok kalabalık oluyor ama..)




10) Şantiye

Adını ilk defa arkadaşlarla Bahçeli 3.cadde'de dolanırken farketmiştik. "Şantiye"yi duyunca tabii içeri daldık istemsizce. Yemekleri güzel ve doyurucu. Genelde biz erkekleri açgözlü ve doymak bilmez varlıklar olarak görüyorlar; ama adam gibi yemek oldu mu gayet de doyuyoruz efendim. Asılsız iftiralardan sakınınız :p

11) Efes Sports Pub

Bahçeli 7.caddeyi pek sevmesem de caddenin sonunda yer alan Efes Sports Pub gerçekten vakit geçirmek için birebir. Yorgun bir günün sonunda arkadaşlara orada kafa dağıtmak gerek. En sevdiğim mekanlardan biri. Tek sorun arabaya yer bulmak. Otopark sorunu da olmasa dört dörtlük diyebilirim. Neyse artık yürürüz biz de napalım :/

12) Quick China

Bilkentteki şubesi. Kışın gidilecek en güzel mekanlardan.







* * *

İşte böyle. Zihin buralarda takılıyor. Ben buralarda mutluyum. Bu listedeki yerleri sevenler el kaldırsın :)

Not: Yazıda kullandığım resimlerin hiçbiri bana ait değildir.

6 yorum:

  1. Ahahhaha Cafe Lins, elmalı paya fahiş fiyat diye çemkirdiğim kafenin ta kendisi! :D Bahçesini içerisinden daha çok seviyorum galiba ama son zamanlardaki "para harcamadan da yaşarım" histerisi içinde ayağımı kestim.
    Kuğulu Park hakikaten de Ankara'da yaşamın varolduğunun ispatı, çok beğendim bu tespitini. Ben de çok seviyorum.
    Yarın bu "Başka Sinema" kapsamında vampirli bir film varmış Büyülüfener'de, denk getirebilirsem ona gideceğim, sinema salonları hakkında yazdıklarına da tamamen katılıyorum.
    Dost Kitabevi de Ankara ile ilgili farkettiğim ilk şeydi, herkes burda buluşuyor, herkes buraya gidiyor, herkesin Dost taksit kartı var :)
    Minna's açık mı hala yav? Gitmeyeli yıllar oldu, falafel yapardı burası, gideyim bir ara ben. Karaoke de yapmayı çok istiyorum ama utancımı, çekingenliğimi yenemedim bir türlü.
    Kentpark bana da ferah geliyor, ilk açıldığında bir geç seansa sinemaya gidip otoparkında mahsur kalmıştık. Bayağı kilitlediler alışveriş merkezini üzerimize, barbar kocamı kepenk yumruklayıp bekçilere haykırırken hatırlıyorum, henüz flört etmekteydik, performansından çok etkilenmiştim :)
    Retrox da eskiden bambaşka bir yerdi, o zaman giderdik, en son varilden düştü birimiz, bir daha gitmedik. Sonra Retrox oldu, dışarda güzel oturuluyor, yol kenarı pek hoş.
    Böylece el kaldırdım, herhalde karşılaşıyoruz biz seninle sık sık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Dost Kitabevi de Ankara ile ilgili farkettiğim ilk şeydi, herkes burda buluşuyor, herkes buraya gidiyor, herkesin Dost taksit kartı var" Aynen :)
      Minnas'a bayadır gitmedim aslında. Hala yerinde mi ben de bilmiyorum :D Karaokede sevmediğim tek şey bizim milletimizin hep Serdar ve Demet okuması. Zaten şarkıları kötü bir de zil zurna sarhoş insanların bet sesleriyle çekilmiyor :D
      AHAHAHAHAA :D Kentpark maceranız 10 numaraymış. İyi performans sergilemiş :)

      Sil
  2. cafe linse bi ara girme gafletinde bulunduk, en son acaba yıkanacak çok bulaşık var mıdır gibi muhabbetler döndü aramızda. bu öğrenci halimizle mağdur olmamak adına, onun yerine kıtırdan soslu patates kızartması alıp seksen kişi yiyoruz.
    Ankara dışından gelen arkadaşlarım kuğulu parkı görünce büyük hayal kırıklığına uğrarlar ve genelde niye bu kadar sevdiğimi anlatamam. sanırım orada biraz anı biriktirmeyle alakalı bi durum.
    şantiye de hemen evimin arkası ama bir kere bile girmedim. bahçelide ikamet etmeme rağmen bahçeli mekanlarına karşı bi antipatim var. Sanki orada oturanlara bağırarak konuşma gibi bi zorunluluk getiriyorlar.
    Ben de kaldırdım elimi, birgün bu yerlerde karşılaşmak dileğiyle diyelim o zaman:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı mekanlar gerçekten gereksiz pahalı olabiliyor. Lins gene ambiyansıyla işi kotarıyor; ama öyle mekanlar var ki ne yemekleri lezzetli ne ortamları güzel, fahiş fiyata şeyler satıyorlar.
      Aslında daha büyük bir park olsa daha da güzel olurmuş bence. Ama yine de bu haliyle de gönüllerin fatihi Kuğulu :)
      Bahçeli'yi ve mekanlarını ben de sevmiyorum genelde. Efes ve Şantiye hariç oturmaya tahammül edemiyorum. Gezmesi de eziyet hem. Çok kalabalık oluyor 7.cadde. Ben Tunalı'da düşe kalka büyüdüğümden midir bilinmez hala Tunalı > Bahçeli derim. Bilmiyorum. Bana öyle geliyor :)

      Sil
  3. Her zaman Ankara'ya gelmek istemişimdir. Umarım bir gün gelebilirim. Geldiğim zaman da Cafe Lins ve Dost Kitabevi'ne uğramadan gitmeyeceğim =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dost'u seveceğinden eminim :) Her kitap düşkününün hayatında bir defa oranın havasını soluması lazım bence. Çok iyi geliyor bana. Hatta bugün yine oradaydım :D

      Sil