60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

28 Nisan 2013 Pazar

"Film izleyenin interneti kesilecek"

Önceri haberin kendisini aktarayım

Kodamanlar sözlerini bitirdilerse konuşma sırası şimdi halkta !

Eğri oturup doğru konuşalım. Ben oldum olası korsan film fikrine karşıydım. Bunun emek hırsızlığı olduğunu ve sinemalara zarar verdiğinin gayet farkındayım. Bu yüzden de hiçbir zaman "torrentci" bir insan olmadım. Zaten eskiden internette yoktu. Sinemalara giderdik haftasonları. Haftada bazen iki üç filme girer, arkadaşlarla, aileyle güzel vakit geçirirdik. Salonlar dolup taşardı. Şimdiki gibi üç beş kişiye film oynatılmazdı. O zamanlar sinemalar bağımsızdı. Şu görkemli AVM'lerden eser yoktu. Bilet fiyatları hakkaniyetliydi. Dedim ya bazen üç filme girdiğimiz olurdu. Hoş, o zamanlar vizyona giren filmler de kaliteliydi.

Sonra aradan zaman geçti. Ankara'nın muhtelif yerlerine AVM'ler dikilmeye başlandı ve içlerine sinema salonları eklenir oldu. Bir süre sonra tüketim çılgınlığının önünü alamadık. Fazlalaşan AVM salonları karşısında bağımsız sinema salonları dayanamadı. Birçoğu kapandı. Geriye iki üç tane cengaver kaldı. Bu kahramanlar onurlu mücadelelerine hala devam etmekte. Allah onlara güç kuvvet versin, ne diyeyim.

Son birkaç yıla kadar, AVM salonları çeşitli sermayelerin elindeydi. Ama daha sonra yukarıda paylaştığım haberde adı geçen Mars Entertainment Group diye bir şey geldi güzel şehrime. Tek tek sinema salonlarını bünyesine katmaya başladı ve daha sonra Cinemaximum adı altında tekelleşmeye gidildi. Şuan Ankara'daki AVM salonlarının birçoğu bu gruba ait ve bu tekelleşme aptal Sovyet uygulamalarını andırmakta. Nereye gitsem karşıma Cinemaximum çıkıyor. Salonlar tek tip. Görevliler tek tip. Hizmet tek tip.

Hatırlarsanız birkaç ay evvel !F Bağımsız Film Festivali'nin sermayenin elinde oyuncak edildiğini ve sadece paranın gözetildiğini söylemiştim. İşte bu haber bizlere gösteriyor ki gerçekten Mars Entertainment Group ve alt şirketleri sadece parayı gözetir olmuşlar. Mars, Ankara'ya çarpamadan evvel insanlar doya doya sinemaya gidebiliyordu. Ama ne zaman tekelleşmeye gidildi, o zaman bilet fiyatları başını alıp gitti. Şuan bir filme gitmeye kalksanız 13-15 lira bayılmanız gerekiyor. Bir de film üç boyutlu ise 20 liraya yakın bir mebla çıkıyor. Mars salonlarının içindeki büfeler mevzusuna girmek dahi istemiyorum. Bir yanlışlık yapıp mısır menüsü almaya kalkarsınız bir gecelik sinema maceranız 30 lirayı aşıyor. Her hafta bir filme gittiğinizi varsaysak ayda 120 lira ! Bu ülkede asgari ücret ne kadar ? 800 lira. Yani bir çalışan her hafta bir filme girse ve her film öncesi bir mısır menüsü alsa, aylık maaşının 15%'i !!

Peki seyirci bu fahiş fiyatların karşılığını alabiliyor mu ? Yanıt veriyorum; HAYIR ! Onca verdiğinz para havaya gidiyor sanırım. Zira bu sermayenin salonlarında benzer aksaklıklar hemen göze çarpıyor: Film repertuarının kısırlığı, sinema ruhunu yansıtmayan atmosfer ve en kötüsü de berbat hizmet ! Şimdi birileri ağlıyorlar "kimse sinemaya gitmiyor" diye. Gerçekten de -izdihama varan fırsat günlerini saymazsak (demek ki neymiş uygun fiyata insanlar sinemaya gidiyorlarmış!)- salonlar geçen yıllara göre sinek avlıyor. Tabii sermaye hemen topu bize, seyirciye atmış durumda. "Ama siz internetten izliyorsunuz, salonlara gelmiyorsunuz" mantığındalar. Eğer siz vizyonun en tırt filmlerini sinemalarınızda üç beş salon oynatır, kaliteli filmleriyse kapınızdan sokmazsanız millet de gelmez salonlarınıza. Gidiyorsun bunların salonlarına, 8 salon varsa 4-5 tanesi ucuz Türk filmleri. Hani şu küfürlü, bayağı tarzda olanlar. Kalan salonlarda da gişe canavarları ve üç boyutlu filmler gösteriliyor. E bu durumda da seyirci aklından geçiriyor: "Ben bu ucuz filme neden bu kadar para vereyim ki?". Ya filmin dvdsinin çıkmasını bekliyor ya da internetten siteler üstünden seyrediyor. Şahsen ben filmlerin dvdlerini almayı tercih ediyorum. Sonuçta 15 lira boş salona vereceğime gider indirimden 5 liraya adam gibi film alırım. Doğru mudur ? Yeni filmlerin dvdleri maksimum 20 lira. Yani bir kişinin sinema salonunda ödediği miktara yakın. Alırım yeni filmin dvdsini maaile izlerim. 5 kişi, 10 kişi, 100 kişi,..!

Repertuarın yavanlığını geçtim, yaşanan en büyük aksaklık hizmet ! Bu grubun salonlarında defalarca kez şu olaya şahit oldum: Filme giriyoruz. Reklamlar başlıyor. Salonun ışıkları hala açık. Fragmanlar dönyor. Işık açık, kapı açık. Dışarıdan müzik sesi geliyor. Film başlıyor, ezkaza ışıklar kapatlıyor (kapanmadığı da oldu-Hobbit'in ilk on beş dakikası); ama kapı gene açık ! Salon dışından sesler geliyor ve içeri süzülen ışık da cabası ! Ben kendim kaç defa salonların kapısını kapatmak zorunda kaldım. Artık öyle bir noktaya geldik ki arkadaşlarla dönüşümlü kapı kapar olduk. "Hadi dostum sıra sende!" Şimdi ucuz bir sinemada olsak neyse der, geçerim. Ama ben bu filme eşek yüküyle para vermişim ve hizmet alamıyorum ! Bunu nasıl açıklayabilirsiniz CEO'lar ? Tabii siz filme çevrenizle gittiğiniz için mutlaka birileri sizin yerinize kapınızı örtüyordur. Meraklanmayın.

Sırf bu sebeplerden ötürü 2013'ün ilk günlerinden beridir Cinemaximum salonlarına gitmiyorum. Artık bu tehditvari, asarım da keserim de tarzı açıklamarın üstüne hiç gitmem. Eğer siz insanların internetini keserseniz, halk da salonlarınızın biletini keser ve protesto eder. Bir ay boyunca seyirci gelmese eminim kodamanlar şekilden şekle girer, taklalar atmaya başlar büyük ofislerinde ! Doğru mudur ? Unutmayın sermaye insanları, kendilerini halkın üstünde gören herkes bir gün yenilmeye mahkum olacaktır; çünkü People Have the Power !!



Ben tericihimi yaptım. Bağımsız sinemalar varolduğu sürece filmleri oralarda izleyeceğim. Varsın gişesinde janjanlı ışıklar ekranlar olmasın. Tuvaletleri benim evim kadar büyük olmasın. "Sinema" olsun, yeter ! Filme girdiğimde sinemada olduğumu hissedeyim yeter !

Zihin

4 yorum:

  1. kızılırmak sineması kaldı galiba sadece değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızılırmak, Büyülüfener ve Metropol kaldı geriye. Eğer biri kalkar bu sinemaları yıkmaya kalkarsa cidden protesto ederim. İsterlerse kafama su sıksınlar. Bu vandalizme sessiz kalamam. Akün ve Kavaklıdere en sevdiklerimdi, kurtaramadık.

      Sil
    2. kavaklıdere'nin gidişi beni çok yıktı. yürüyerek sinemaya gitmek diye bi şey vardı eskiden.

      Sil
    3. Aynen ya. O zamanlar evime de yakındı. Arkadaşlarla aileyle kopar giderdik. Ve çok güzel bir sinemaydı. Yer altına inen merdivenleriyle.

      Sil