60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

16 Mart 2013 Cumartesi

David Bowie - The Next Day (2013)

 Courtesy of prettymuchamazing

 "Rock'n'roll tarihinin en büyük geri dönüş albümü. Yaptığı diğer herşey kadar güzel." - The Independent

"4 yıldız… ihtişamlı bir eve dönüş" - USA Today

"(The Next Day) bir zafer, neredeyse küstahça bir geri dönüş. Yenilikçi, karanlık, cüretkar ve yaratıcı. Ancak David Bowie gibi birinin yapabileceği bir albüm." - BBC Music

"Zekice, unutulmaz ve hatta biraz provokatif !" - Time Out London

"Görkemli bir albüm" - New York Post 

"Kesinlikle beklediğimize değdi" - Esquire

"Nefes kesici... fevkalade başarılı bir geri dönüş" - LA Times

"(The Next Day) harika !" - Time Magazine

"Zengin, yoğun ve önemli bir müzik" - Wall Street Journal

* * *

10 yıllık suskunluğun ardından doğumgününde süpriz bir biçimde yayınladığı yeni şarkısı Where Are We Now ile biz hayranlarını ifadesi güç bir sevince boğan David Bowie'nin 24. stüdyo albümü The Next Day, geçen hafta dünyayla birlikte Türkiye'de de satışa sunuldu. Albümün deluxe versiyonu bir iki gün gibi kısa bir sürede iTunes albüm satışlarında 42 ülkede bir numaraya yerleşti. Bu ülkeler arasında Türkiye'de var. İngiltere'de ilk iki günde 66 bin kopya sattı ki bu devirde hatrı sayılır bir rakam olarak kabul edebiliriz..

Courtesy of wotyougot
Aslında bu başarı tablosu şaşırtıcı bir durum değil. Sonuçta hayatının son 40 yılını hayranlarını şoke etmekle ün yapmış bir sanatçıdan bahsediyoruz. Bowie, nasıl doğumgününde bizleri yeni şarkısıyla şaşırttıysa, geçen hafta da -albümün çıkış gününden birkaç gün önce- yasal yollardan (iTunes üzerinden) albümünün tamamını bedava olarak dinlenebilecek şekilde görücüye çıkararak bizleri bir kez daha ters köşeye yatırdı. Efsanenin dönüşü gerçekten bol süprizli oldu.

Albüm hakkında detaylara inmeden evvel albümün geneli hakkında birkaç kelam etmek istiyorum. Belki kulağa iddialı gelecek; ama The Next Day, Bowie'nin Let's Dance albümünden bu yana çıkardığı en iyi albüm olabilir. Yani son otuz yılın en iddialı, en görkemli Bowie albümü ile karşı karşıyayız. Herkes son iyi Bowie albümünün 2002 çıkışlı Heathen olduğunu söyler; ama nedense o albümün parlak olduğunu düşünmüyorum.

The Next Day, yukarıda paylaştığım müzik otoritelerinin de belirttiği gibi karanlık ve hatta provoktaif bir albüm. Sert bir soundla donatılmış ve içerisinde -nazarlık niyetine- bir iki tane de yavaş/orta tempo şarkı barındırmakta. Ama genel olarak dinamik ve genç bir albüm olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Şarkılar kendilerini kolay kolay eskitmeyecek gibi görünüyor. 66 yaşında da olsa eski toprak rock efsanesi hala Ziggy dönemindeki kadar canlı ve hala heyecan vadediyor.

Courtesy of RollingStone

The Next Day - Albümle aynı adı taşıyan açılış parçası Reality dönemine göz kıpran bir Bowie şarkısı ve efsanenin agresif bir tonla vurguladığı "İşte buradayım!, pek de ölü sayılmam" dizesiyle dikkat çekiyor. Fazlasıyla cüretkar.. Geri dönüşünün ne kadar muhteşem olduğunu bizlere kanıtlar nitelikte.

Dirty Boys -  Bariton saksafon eşliğindeki bu funk/soul soslu rock şarkısı "2013 yılında art rock nasıl yapılır" sorusunun cevabını vermekte. Roxy Music dağılmış olabilir. Lou Reed, kafayı Metallica ile bozmuş da olabilir. Ama Bowie rock işini layığıyla devam ettirmekte kararlı görünüyor.

The Stars (Are Out Tonight) - Albümden çıkan ikinci tekli olma özelliğini taşıyan şarkıdaki "Yıldızlar asla uyumazlar. Ne ölü olanlar, ne de yaşayanlar." dizesi hemen akla Bowie'nin bu on sene boyunca uyumadığı ve her daim müzikle ilişkisini sürdürdüğü fikrini getiriyor. Malum 10 sene önce ciddi bir kalp rahatsızlığı geçirmiş ve ertesinde sahnelere veda etmişti. The Stars, dinamizmi ve karanlık dokusuyla hiç kuşkusuz albümün en iyi şarkılarından biri. Tilda Swinton'lı Andrej Pejic'li "freakshow" tadındaki -ürkütücü- klibi de en az şarkının kendisi kadar başarılı.

Courtesy of HollywoodReporter

Love Is Lost - Tüyleri diken diken eden org melodisi eşliğinde açılan parça yarattığı bu gerilim ve tedirginlik hissini son saniyesine kadar taşıyor. "Ülken yeni, arkadaşların yeni. Evin ve hatta gözlerin bile yeni ! Hizmetçin ve aksanın da yeni. Ama korkuların dünyanın kendisi kadar eski" diyor usta müzisyen ve aşk üstüne, hayat üstüne çetin sözler söylüyor. Tam bir Bowie şarkısı ! Özellikle şarkının son dizeleri insana kendini sorgulatan cinsten: "Ne yaptın sen, ne yaptın ?"

Where Are We Now - Yeni albümün ilk teklisi. 10 yıl aradan sonra Bowie'nin sesini duyduğumuz bu ilk şarkı, orta tempo ve ziyadesiyle kasvetli. İçinde Bowie'nin 70'lerdeki Berlin dönemine referanslar içermekte. Zaten albümün kapağı da Berlin Üçlemesi'nin ikinci albümü Heroes'a (en sevdiğim Bowie albümlerinden biridir ayrıca) açıktan bir gönderme de bulunuyor. Albümde öne çıkan parçalardan biri ve ilk dinlediğimde andan itibaren bugüne hala büyüsünü koruyor. Efsanenin kırılgan ve ruhani vokali ile gözlerinizin buğulanacağından şüphem yok.

Courtesy of RecordStoreUK

Valentine's Day - 14 Şubat'la alakası olamayan bir "sevgililer günü" şarkısı. Albümdeki favori şarkım. Haşin gitar riffi, alaycı Bowie vokali ve ortalamanın üstündeki şarkı sözleriyle gönüllere şimdiden taht kuran bir modern klasik. Şarkının sonlarındaki solo kısmı biraz daha uzun tutulsaydı rahatlıkla son yılların en iyi rock şarkısı olarak ilan edilebilirdi. Aslında şarkının kendisi hakkında söylenecek söz çok. Ama onun yerine lafı şarkının kendisine bırakıyorum:



Dancing Out the Space - Fazlasıyla 80'li yılların Bowie şarkılarını hatırlatıyor. Ki bu iyi bir şey. Modern Love ayarında tatlı bir rock/dans karması. Üstad yerinde duramamış ve uzaydan bizlere yeni haberler getirmiş. Hoş, adam 40 yıl önce "Mars'ta hayat var mı?" dediğinde bilim adamları ona kale almamıştı; ama bu haftaki gelişmeler neticesinde Mars'ta hayat olduğu neredeyse kesinleşti. Adam biliyor da konuşuyor gençler !

How Does the Grass Grow? - Albümün en iyilerinden biri daha.. Fazlasıyla glam rock kokan vokaliyle Bowie bizleri albümün sonlarına doğru eğlencenin tam göbeğine bırakıyor. İç gıcıklayıcı gitar riffleri bezeli lezzetli bir rock şarkısı. Siz gene de bakmayın şarkının bu alaycı ve keyfe keder haline. "Bu çimler nasıl yetişti" sorsuna üstad Bowie, fevkalade imalı bir cevap veriyor: "Kanla, kanla, kanla" olarak veriyor.

Courtesy of NPR

(You Will) Set the World On Fire - Bowie, hard rock yaparsa.. Cumartesi gecelerinin vazgeçilmezlerinden biri olacağı kuşkusuz.

You Feel So Lonely You Could Die - Tüm albümün dinamik ve gürültülü olduğunu sanmayın. En azından kapanış parçaları olarak balladlar seçilmiş. İsmini Elvis Presley'nin Heatbreak Hotel şarkısında geçen söz öbeğinden alan bu akustik şarkıyı canlı canlı ustanın kendi ağzından dinlemek çok isterdim. Elinde akustik gitarıyla.. Tıpkı Ziggy dönemindeki gibi. Tekli olarak yayınlanırsa başarılı olacağından eminim. Özellikle Amerikan listelerinde gözle görülür bir başarı elde edecektir.

Heat - (Eski) veda albümü Reality'nin kapanış parçası Bring Me the Disco King'i anımsatan, puslu ve esrarengiz bir şarkı. Where Are We Now'la yolunu Berlin'de kaybetmiş olan biricik Ziggy'miz, albümün kapanış parçasında "Ve ben kendime söylüyorum, ben kim olduğumu bilmiyorum" diyerek

* * *

Son tahlilde The Next Day yılın en beklenmedik işlerinden biri ve şimdiden benim için 2013'ün açık ara öne çıkan albümü. Dört başı mamur bir modern rock başyapıtı. Glam rock fatihinin görkemli dönüşünü kutlamak gerek. İyi haberler bununla sınırlı değil elbette. Menajerinin açıkladığına göre Bowie, bu şarkıları kaydettiği dönem birkaç şarkı daha kaydetmiş ve onlar da yıl sonu gibi hazırlanıp bir albüm halinde piyasaya sunulacak. Ne diyelim, sen çok yaşa Thin White Duke !

Bunları Dinlemek Lazım: The Stars (Are Out Tonight), Love Is Lost, Where Are We Now, Valentine's Day, (You Will) Set the World On Fire, How Does the Grass Grow?, Dancing Out In Space

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder