60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

2 Şubat 2013 Cumartesi

İyi Ki Doğdun Joyce !

Photo courtesy of Viceland

James Joyce
(2 Şubat 1882 – 13 Ocak 1941)

"Hatalar, keşifin kapısıdır"

Modernizmin en önemli yazarlarından olan James Joyce, bundan tam yüz otuz bir sene önce Dublin'de dünyaya geldi. Kısa sayılabilecek ömrü boyunca üç romana, bir tiyatro oyununa, üç şiir kitabına ve yirmiye yakın kısa öyküye imza attı. Hiç şüphesiz onu dünya edebiyatının Kutup Yıldızı yapan eserleri efsanevi "Ulysses" ve "Bir Sanatçının Genç Adam Olarak Portresi" romanlarıdır.

Bilinç akışı tekniğiyle kusursuz biçimde kaleme aldığı "Ulysses", hacimli görüntüsü ve içinde barındırdığı müthiş kelime oyunlarıyla tüm zamanların en etkileyici modern romanlarından biridir. Kitap aynı zamanda tüm zamanların en zor okunan romanlardan biri olarak da kabul edilir ki bunun yerinde bir tespit olduğu açık. Öyle ki, kitabın içinde bulunan sayısız referansları ve kelime oyunlarını anlamak için üstüne -en az kendisi kadar hacimli- kitaplar yazılmıştır. Bunun en iyi örneği "Ulysses"i -kırk yıllık bir uğraşla-dilimize kazandıran Nevzat Erkman'ın kaleme aldığı beş yüz yirmi beş sayfalık "Ulysses Sözlüğü"dür. Kitabın arkasında Joyce'a ait şu sözler yer alır:

James Joyce, başyapıtı Ulysses'in zor okunurluğu konuısunda şunları söylemişti:

"İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zeka oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar; insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur."


 Photo courtesy of Guardian

Ne yazık ki şimdiye kadar "Ulysses"i okuma cesaretini kendimde bulamadım. Sebebi de açık: belli bir kültür birikimi olmadan kitabı anlamak neredeyse imkansız. Sanırım kırk beşime gelmeden de hazır olmayacağım bunun için. Batı'yı ve birikimini anlamadan "Ulysses"i anlamaya çalışmak denizin derinliklerine tüpsüz dalmaktan farksız.

Yazarın kendisiyle ilk olarak -bütün kısa öykülerini içeren- "Dublinliler" kitabı sayesinde tanıştım. Yazdıkları, kısa öykülere ilgi duymayan bende bile bir şeyleri harekete geçirmişti. Artık ona karşı kayıtsız duramazdım. Soluğu "Bir Sanatçının Genç Adam Olarak Portresi" adlı romanında aldım ve o günden beridir kendisini bir ilham kaynağı ve bir Kutup Yıldızı olarak görmekteyim. Tıpkı romanın sonunda Joyce'un da dediği gibi:

"Koca ata, koca düzenci, şimdi ve her zaman yardımcı ol bana."

Photo courtesy of LATimeBlog

Her ne kadar daha sonrasında okuduğum şiirlerinden ve tiyatro oyunu, "Sürgünler"den fazla zevk alamasam da Joyce benim için her daim bir ilham kaynağı olacak bir sanatçı. Özellikle "Bir Sanatçının Genç Adam Olarak Portresi"nin kahramanı Stephen Dedalus karakternin bünyem üstündeki etkisi tartışılmaz. Gönül ister ki bir gün yazarın ölmeden önce yazdığı son kitabı "Finnegans Wake"i okuyalım anlayalım; ama ne mümkün ! Zira kitap altmıştan fazla farklı dilden sözcüğün birleştirilmesiyle yazılmış. Bu yüzden de -bildiğim kadarıyla- şimdilik dört dile çevrilebilmiş. "Ulysses"i Türkçe'ye çevirmeyi başaran üstad Nevzat Erkman'ın bu kitap hakkında da çalıştığı söyleniyor. Umarım çabaları sonuç verir ve bu "sıradışı" eser dilimize kazandırılır. Elimde "Finnegans Wake"in orjinal metni mevcut. Ama emin olun kitabın dili İngilizce'den fazlası. Anlamak neredeyse imkansız.

Bir gün İrlanda'ya yolum düşerse, Joyce'un meşhur heykeli önünde elimde "Ulysses" ile fotoğraf çektireceğim. Onun heykellerine Avrupa'nın dört bir yanında rastlamak mümkün.

Photo courtesy of İtüSözlük

-Dublin'deki Joyce heykeli-

Photo courtesy of MembersVirtualtourist

-Trieste'deki Joyce heykeli-

Photo courtesy of MembersVirtualtourist

-Pula'daki Joyce heykeli-

Photo courtesy of Guardian

-Zürih'teki mezarı başında bulunan Joyce heykeli-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder