60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

22 Ocak 2013 Salı

Bir Çağ Yangını Bu

Belki bir gün olsun koridorlarında gezmedim. Duvarlarına da anılarım sinmedi. Sadece yıllar yılı kampüs duvarlarının önünden geçip gitmekle yetindim. Ama şuan haberler karşısında kanım donmuş bir vaziyette bir tarihin dahası bir kampüs dolusu gencin geleceğinin yanıp kül oluşunu izliyorum. Galatasaray Üniversitesi saatlerdir yanıyor ve alınan bilgilere göre durum çok vahim.Anlaşılan o ki yangın, yine malum belirlenemeyen bir nedenden çıkmış. Yakında çıkar gerçekler. Ama kafam fazlasıyla karışmış durumda.
 
Photo courtesy of Selim Öztürk/Hürriyet
 
Önce 2002 yılında 119 yıllık Naime Sultan Yalısı yandı (şimdi otel dikilecekmiş yerine!). Birkaç sene evvel de Haydarpaşa. (Neyse ki kurtarıldı. Şimdilik..) Bugün Sabah gazetesinde bir haber çıktı. Aynen aktarıyorum:

"İBB tarafından sayısal ölçüm işlemleri tamamlanan Boğaz Sahil Şeridi ve öngörünüm bölgesindeki yapıların kullanımına yönelik plan değişikliği İmar ve Bayındırlık Komisyonu tarafından görüşüldü. Komisyon tarafından yapılan değerlendirmede, "Deniz ile Sahil Yolu Arasında Kalan Parseller Hükmünde sahil şeridindeki taşınmaz kültür varlıkları kamuya açık kullanışlara tahsis edilebileceği gibi konut olarak da kullanılabilir" maddesinin kaldırılarak, "Boğaziçi Sahil Şeridinde yeni yapılacak yapılar, kontur gabarileriyle aynen korunacak olanlar ile taşınmaz kültür varlıkları, lokanta, gazino, kafeterya ve otel gibi kamuya açık kullanışlara tahsis edilecektir" şeklinde düzenlendi."

Akşamına Galatasaray Üniversitesi yanıyor.. 

Sonrasında İlber Hoca (Ortaylı) bir açıklama yaptı; "Boğazdaki tarihi binaların, okul olanlarının böyle ardı ardına yanması çok düşündürüyor".

Parçaları birleştirelim.
 ...

Belki de tüm bunlar kötü birer rastlantı ürünüdür, kim bilir. İster bu olaylar bütününü "bir sürecin parçası" olarak değerlendirirsiniz isterse birbirinden bağımsız kazalar olarak.. Ama bildiğim birşey varsa; o da tarihimizin göz göre göre yok olduğu gerçeğidir ! Varlıklarımızın birer birer "satıldığı, yok edildiği, sahip çıkılmadığı" gerçeği !

Elin Amerikalısı kıçıkırık elli -bilemedin yüz- yıllık "kültür-sanat" varlıklarını korumak için bir yerlerini yırtıyor, biz de yüzlerce -hatta kimi zaman binlerce- yıllık varlıklarımızı göz göre göre yitiriyoruz. Bir yansın iki yansın... Hep mi yanar mı bu tarihi yapılar ? Hep mi müdahale edilemez ? Aklım almıyor bunu. Kimseyi suçladığım falan yok. Yanlış anlaşılmasın. Ama bunda bir terslik var. Cevap arıyorum. Böyle bir hoyratlığa tahammül edemiyorum artık.

Bir bina "talihsiz" bir biçimde yanmış ya da yıkılmış olabilir.Ama bu onu restore edip yeniden dikmeye engel olmasa gerek. Viyana'ya gidenler bilirler. Opera binası da dünya savaşı döneminde kısmen yıkılmıştı. Sonra ne oldu ? Adamlar orjinaline sadık kalarak yıkık bölümleri onardılar. Gittim, gördüm. Daha fazla örnek mi istiyorsunuz ? Varşova, Polonya. İkinci Dünya Savaşı'nda yerle bir olan meydanlar aslına sadık kalınarak onarılmış hatta yeniden inşa edilmiş. Tarihe sahip çıkmak bu değil de nedir sizce ?

Daha korkuncu var dostlar.

Habertürk'te Cumartesi geceleri yayınlanan "Tarihin Arka Odası"nı takip edeniniz var mı bilmiyorum. Ben elimden geldiğince takip etmeye gayret ediyorum. Son üç haftadır programın moderatörü Murat Bardakçı vahim bir meseleden ısrarla bahsetmekte ve ne yazık ki basın (yandaşı, kandaşı, alayı) bunu görmezden geliyor. Peki neymiş bu vahim mesele ?

Osmanlı arşivleri taşınıyormuş. Hem de sel riski olan bir bölgeye !!! Yanıcı maddeyi şömine yanına yerleştirmekten farkı yok yani.. Diyorlar ki "efendim önlem alınıyor, uygun şekilde binalar inşa ediliyor". Peki rutubet ne olacak sayın bürokratlar ? Bir arşivden bahsediyoruz. Yüzlerce yıllık ! Atalarımızın arşivinden. Hani her fırsatta haklarında böbürdendiğiniz adamların eserlerinden.

Tüm bunlar yaşanırken birileri de çıkıp muhafazakarcılık oynamasın lütfen. Muhafazakarlık öyle başını örtmekle, yanında adeta bir orduyla cuma namazına gitmekle olmuyor. Tarihine sahip çıkmayan ve ondan rant elde etmeye çalışan kimseler muhafazakar olamazlar. Olsalar olsalar fırsatçı olurlar.

4 yorum:

  1. Kahretsin ki ben de takip ediyorum bu üzücü olayı.
    Bir tarih yanıyor ve yine üstü örtülecek. Ne kılıf uydurulacak bilmiyorum ama, mutlaka unutturulmaya çalışılacak.
    Dediğin gibi görüyoruz alınan önlemleri. Osmanlı arşivlerinin taşınması da göz göre göre oluyor. Şimdi olmasa da onlarca yıl sonra yok olup gidecek.

    Hiçbir şeye sahip çıkamıyoruz. Geleceğimizi bıraktım, geçmişimize bile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cumhuriyeti unut, Osmanlıyı unut,.. Bu gidişle Afrika ülkelerine dönücez, tarihsiz kültürsüz.

      Sil
  2. Osmanli arsivleri konusunu ben de isliyorum (her ne kadar o Murat Bardakciyi sevmesem de gundeme getirdigi konu gercekten onemli) Inanasi gelmiyor insanin goz gore gore nasil yapilir bi bir de neden? neden insan bile isteye, yanlis yalan rapor;arla bir tarihi suyun icine tasir :(

    Dun aksamsa gercekten icim yandi. Bogazin tartismasiz en guzel binalarindna biri yandi. Ustelik icinde kitaplar, hocalarin notlari. Uzucu cok uzucu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla bu arşivlere bile sahip çıkılmıyorsa daha denecek söz kalmamış demektir. Yüzlerce yıllık belgeler nasıl hunharca suyun dibine taşınır? Cidden mantıklı bir insanın anlayabileceği bir durum değil bu.

      Kesinlikle çok güzel bir binaydı. Ama daha vahimi bir üniversitenin yanmış olması. Eğer kütüphane tamamen yandıysa, İlber Hocanın bağışladığı 6,000 kitap ve daha nicesini bir hiç uğruna kaybettik demektir. Ne kadar acı bir tablo ve bizim elimiz kolumuz bağlı.

      Beni dün gece en çok sinirlendiren yandaş ötesi adam, Yiğit Bulut'un açıklamaları oldu: "Üzülmedim, cana geleceğine mala gelsin". Elbette can kaybı yaşanmaması sevindirici; ama ne yani tarihin yanmasına da göz mü yumacağız :s

      Sil