60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

24 Ocak 2013 Perşembe

Beasts Of the Southern Wild (9/10)


2012'nin Ocak ayında prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali'nde büyük övgüler toplayan ve üstüne bir de aynı festivalde Grand Prix'yi (büyük ödül) kapan "Beasts Of the Southern Wild" bu yılın en iddialı yapımlarından biri olarak gösteriliyor. Geçen sene Cannes Film Festivali'nde de en iyi ilk filmlere verilen Caméra d'Or ödülüne layık görülen film bu yılın Akademi Ödüllerinde de dört adaylığa sahip; En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yönetmen ve En İyi Uyarlama Senaryo. Film ülkemizde fazlasıyla uzun bir gecikmeye rağmen geçen hafta vizyona girdi.

Filmin detaylarına inmeden önce biraz fragmanından ve afişinden söz etmekte fayda var. Zira ikisi de en az filmin kendisi kadar çarpıcı ve heyecan verici. Son zamanlarda film afişlerine gereken özenin verilmediği bir gerçek. Ancak taze yönetmen Benh Zeitlin'in bu modern başyapıtı, afiş konusunda dönemdaşlarının çok ötesinde. Küçük bir kız çocuğu, elinde iki fişekle delicesine koşmakta ! Daha ilk bakışta seyirciyi etkilemeyi başarıyor ve filme ilgi uyandırıyor. Keza fragman da bir o kadar ilgi çekici ve nefes kesici. Post-apokaliptik bir havada geçen fragman gerisinde ziyadesiyle davetkar bir koku bırakıyor. Doğanın, saflığın ve büyünün kendine has çekici kokusu.


Filmimiz hayali bir ülkede geçiyor. Yönetmen, şehir hayatı yaşayan modern insanların kendilerini fabrika dumanları ve yüksek duvarların ardına hapsettiği ve bunun dışında yaşayan tüm canlıları (insan olsun hayvan olsun) kendi yapay evrenlerinden uzak tutmak için elinden geleni yaptığı kara bir dünya tablosu çizerek işe başlıyor. Altı yaşındaki bir kız çocuğu olan başkahramanımız Hushpuppy (Cimcime diye çevirmişler) ve babası Küvet adını verdikleri, şehirlilerin -adeta- ölüme terk ettiği bir gettoda yaşamaktalar. Günlerini içki içerek, kutlama yaparak geçiren "bohem" insanların bir arada yaşadığı neşeli bir topluluk. Modern şehir insanlarının nefret edeceği tarzda insanlar...

Küvet ahalisinin tek bildiği doğanın birer parçası oldukları ve bu yaşamın yaşanmaya değer olduğu gerçeği. Onlar için eğlenmekten ve varolmaktan başka bir gerçeklik yok. Setin arka tarafında yaşayan şehirli insanlar, yapmacık fabrikaların zehirli dumanlarında boğulurlarken bu insanlar alabildiğine doğayla iç içeler ! Bir yanda yaban domuzları öbür yanda ise keçiler, tavuklar.

Herşey filmin başında güllük gülistanlık durmasına rağmen bir gün işler ters gider. Önce Hushpuppy'nin babası rahatsızlanır (annesi yıllar önce evi terketmiş-tek varlığı hasta babası!). Daha sonra da büyük bir fırtına patlak verir; Küvet'i su basar ! Hushpuppy'nin de dediği gibi; "tüm evren herşeyin birbiriyle olan uyumuna bağlıdır. Bir parça kırılırsa -en ufağı dahi olsa- tüm evren kırılır !" İşte babasının hastalığı da evrendeki bazı kötülükleri tetikler. Selle birlikte, Küvet'teki çoğu canlı telef olur. İnsanlar göç etmek zorunda kalır.


Filmle ilgili fazla detay vermek istemiyorum; çünkü bu büyüyü bozmak istemem. "Beasts Of the Southern Wild" gerçekten büyüleyici bir yolculuk ve bana hala sinemanın heyecan verici bir sanat dalı olduğu gerçeğini hatırlattığı için oldukça hoşuma gitti. Etkileyici ve olağanüstü bir güzelliğe sahip ! Özellikle filmin müzikleri ve Hushpuppy rolündeki Quvenzhané Wallis'in (çok tatlı bir kız, film boyunca yanaklarını sıkasım geldi) harika ve bir o kadar da doğal olan oyunculuğu her türlü övgüyü hakediyor. Altı yaşındaki bir çocuğun gözünden yaşam ve ölüm gibi sert uçları deneyimlemek ve yorumlamak benzersiz bir yolculuktu hiç şüphesiz. Filmin en can alıcı sahnesi ise şüphesiz sondaki baba-kız diyaloğuydu: "Ağlamak yok patron !"
 
Son söz.. "Beasts Of the Southern Wild", içinde bir yandan aşkın, çocukluğun, umutların ve doğanın en saf hallerini barındırırken diğer yandan da ölümün buruk tadını, büyümenin zorluklarını ve beraberinde getirdiği sorumlulukları anlatan görkemli bir yapım. Eğer sinemada içinde sinema aşkı ve heyecanı barındıran bir film izlemek istiyorsanız "Beasts of Southern Wild" kaçırılmayacak bir fırsat. Bana göre bu yılın en iyi filmlerinden biri* ! Tek eksisi filmin kısa sürmesi. Keza biz doyamadık kendilerine..


Unutulmaz replikler:
  • Hushpuppy: "Ben adamım. ADAM! "
  • Hushpuppy: "Güçlü hayvanlar kalbinizin zayıf olduğunu anlarlar"
  • Hushpuppy: (hayvanların kalplerini tek tek dinlerken) "Her zaman, her yerde, her şeyin kalbi çarpmaktadır ve birbiriyle anlamadığım bir şekilde konuşmaktadırlar. Çoğu zaman 'açım' ya da 'tuvalete gitmeliyim' diyorlar. Ama bazen şifreli biçimde konuşurlar"
  • Hushpuppy: "Hepsi bizim burada boğulup gideceğimizi düşünüyor. Oysa bizim bir yere gittiğimiz yok!"
 Fragman:



*Oscar adaylarından favorilerimi yazmaya devam edeceğim. Sırada izleyipte hayranı olduğum iki tane şaheser daha var; "Amour" ve "Life of Pi". Çok yakında onları da yazacağım. Zaman kalırsa diğer adaylar hakkında da ikişer üçer cümleyle birşeyler yazarım. Ama favorilerim bu üç filmden ibaret.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder