60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

2 Aralık 2012 Pazar

Dünya Hali

Uzun zamandır sadece müzik, sinema ve politika üstüne yazdığımı fark ettim. Bayadır "dünya hallerinden" uzak kalmışım. Tabii ki benim de bir hayatım var. Yaşadıklarım ve yaşamadıklarım benimle beraber yol alıyorlar. Getirileri oluyor kimi zaman. Ama çoğu zaman götürdüklerinden söz ediyoruz. İnsanlığın temel sorunu da bu değil mi zaten ? İmkansızı istemek, elden giden fırsatların ardından ağlamak. Neden "bugün"den ve "elimizdekilerden" bahsetmiyoruz ki ? Sağlıklıyız, genciz, güzeliz hatta. O zaman neden hala konuşup duruyoruz ? Triplere giriyoruz. Kavgalar çıkarıyoruz. Falan filan..

Mutlu olmak o kadar da zor değil aslında. Evet, dünya boktan bir yer. Bunda hem fikiriz tabii ki. Ama biraz düşündüğümüzde "iyi şeyler" de olmuyor değil. Mesela kuşlar. Onların gökyüzünde salınışını izleyipte huzur bulmayacak bir insan daha olacağını sanmam. Ben çok seviyorum onları izlemeyi. Elde olsa arka fona bir de İstanbul manzarası atardım. Ama şimdilik Ankara'mda deniz yok. Zaten Ankara'da duygudan eser de yok ya neyse..

Hızlı yaşa genç öl mottosu bence hala günümüzde geçerli birşey. En azından ben buna sıkı sıkıya bağlıyım. İnanıyorum. "Çok yaşa, sen de gör" faslından nefret ediyorum. Önemli olan "iyi bir yaşam" değil midir ? Uzun yaşasan ne fayda.. Eğer sağlıklı olmayacaksan, her geçen gün aynada kendini tanıyamaz halde bulacaksan,.. Genç ölmek o kadar da "kötü" bir şey olmasa gerek. Bak James Dean abime. Otoyolda yardırdı gitti kaza yaptı. Öldü. Sonra ? Herkes onu "ışıl ışıl" hatırladı. Hatırlıyor. Hatırlayacak.

Daldan dala atlıyorum sanırım ama bugün böyle takılmak istiyorum. Küçükken hep çiftliğim olsun isterdim. İnekler bir yanda, sen traktör üstünde. Tüm gün doğayla iç içe. Trafik yok. Beynimizi eritmeye kalkışan manyetik zımbırtılı alanlar yok. Sinir bozan telefon mesajları ve dahası okuman gereken e-posta yığınları yok. Tek derdin hasat. Gerisi vasat ! Amma salak bir kafiye ya ! Sıkılıyorum. Kent yaşamı bence hapisten farksız birşey. Ne o "modern insan" ! Yemişim modernizmi moderni.. Tek doğruları da yemişim tek yanlışları da. Üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü bir dünyada yaşıyoruz en nihayetinde.

Saçmalamak istiyorum bugün. Affedin beni. Tek davam yaşam. Büyük bir şey değil yani. Sabah kahvaltıda içeceğin çayın soğuması kadar büyük bir şey değil. Ben hiç sevmem çayımın soğumasını. Sıcacık içerim. Hatta mümkünse kaynar olsun. Olsun ki sabah kendime geleyim. Ha bir de soğuk su. Ama içmelik değil, yüze çarpmalık. Sonra da "Zihin neden ellerin kıpkırımızı". Soğuğu seviyorum arkadaş ne var :(

Ben sıcak suyla duş alma olayını da hiç sevemedim. Neyim ben düdüklü tencerede pişen patates mi ? En iyi ihtimalle kabağım. Patlıcanım. Olsa da yesek yahu. Neyse ne diyordum ? Ha patates soğan ! Ne kadar basit. Biri patates biri soğan. Ama ikisi de sebze. Sanırım.

4 yorum:

  1. Zihin şarkıyı çok sevdim ben Neil Young'ı pek dinlemem çünkü, anamm çok şey mi kaçırmışım?

    Dünya boktan değil Zihin'ciğim sadece biz kapasitesiziz, anlayamıyoruz bazen işte.

    Ya Zihin Jamez Dean'i hiç sevmiyorum desem bana kızar mısın? Kızarsın di mi? Neyse yine de genç ölenlerin bir karizması bir "ben bu dünyayı ve dünya malını umursamıyorum" havaları oluyor bu bir gerçek...

    Arada saçmala yine, iyi geliyor Zihinciğim;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neil dedeyi öneririm, güzel şarkıları vardır :)

      Cidden anlayamıyorum dünyayı.

      NEEEE :O (..ve Zihin koltuktan düşer) Bir an çok korktum :D Ben çok severim James abiyi. Hani öyle ahım şahım bir oyuncu değildi ama "bohem" yaşamı iyi yansıtıyordu bence. Zamansız gitti :/

      Sil
  2. Öncelikle temandaki ufak ufak değişiklikler gözümden kaçmıyor değil zihin :) Eskisini çok seviyordum bu yaptığında fena olmamış ;)

    Hayatın öyle bir sistemi var ki bi an durup düşününce hayatta gerçekten varolduğumu ve mutlak sona her geçen gün yaklaştığımızı , çıkmazlara giriyoruz adeta öyleyse yalnızca "mutluluk adına" yapılması gereken her şeyi sıralamalıyız diye düşünüyorum zira sağlığı da mutlu olmak için isteriz .

    Kuşlar demişken , bugün bir martı gördüm ben ona baktım çevremdeki diğer insanların onu görmediği gibi o da beni görmedi. Çok bozuldum ona ama yine de izlemeye devam ettim , ne de olsa o ekmek peşinde bense mutluluğun :)

    Çayı seviyorsun ya olay bitmiştir. Anlamsız bit tat olarak bulan az kişi yok değil. Sıcak çay özellikle soğuk günlerde güzel olmaz mı hiç :)

    Sen daldan dala atlayınca ister istemez bende de oldu daldan dala atlamak , daldan dala atlamak söz konusunda benden iyisi yoktur ( bunu da belirterek saçmalama konusunda da rakip olduğuu göstermiş oldum :D )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişiklik yapayım istedim. Malum bi ara sıkılmıştım blogtan :)

      Çayı "anlamsız bir tat" olarak bulan birileri mi var :@ Hemen küreğimi alıyorum ve ağızlarına ağızlarına vuruyorum ahahaha :D :D Çay sevilmez mi yahu ? Hele de böylesi soğuk günlerde. Sıkıca saracaksın sıcak bardağı. Oh mis !

      "Daldan dala daldan dala" :D Hatırladın mı bir ara Semra kaynana vardı. O geldi aklıma şimdi biz böyle daldan dala atlarken :D

      Sil