60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

12 Kasım 2012 Pazartesi

Yeniliğe Doğru ve Bir Garip Orhan Veli

Malumunuz iki gün önce bloga ara verme kararı almıştım. Yazılanları okudum ve düşündüm kendimce. Sessizce.. Evet, aslında ben "blogger" olmayı seviyorum. Bir şeyleri paylaşmayı.. Ama şu sıralar beni cezbetmeyen "blogger" fikri değil de, yazdığım yazılar. Üslubum. Birşeyleri değiştirmek istiyor ruhum, ama neyi değiştirmem gerektiğini bulamıyorum. Bir fikri olan var mı ? Varsa hemen alta karalayıversin lütfen :(

- - - - - - - - - - - -

Tam da ayrılma kararının öncesinde mal gibi "Gelecek Program: Orhan Veli" yazdığımı bana hatırlattığı için Mariposa'ya teşekkürlerimi sunuyorum :) Evet, söz ağızdan çıktı bir kere. Yazmalı. Hmm. Ne yazacaktım yahu ? :D Sanırım Veli'yi yeniden keşfetmem üzerine birşeyler yazacaktım. 

Orhan Veli'yle tanışmam ortaokul yıllarına dayanıyor. O zamanlar "aman çocuklar okuma alışkanlığı kazansın da" mantığından yola çıkan Türkçe hocaları (edebiya hocası mı deniyordu yoksa??) yüzünden zorla okumuştum şairi. Hem de bir iki şiirini değil. Hepsini ! Hönk dimi ? O zamanlar tabii şiirmiş, edebiyatmış, sözcüklerin gücüymüş hak getire bende ! Eh bir de Veli'nin alaycı ve rahat üslubu bana deyim yerindeyse batmıştı. "Şair dediğin kafiyeli şeyler yazar. Aşktan bahseder. Nokta"...

Sonra tabii büyüdük. İnsanlar tanıdık, bir kısmınıysa kaybettik. Hayatta aşktan daha büyük dertlerin de varolduğunu anladık. Yaşam süprizlerle dolu. Karşıma bir anda yeniden çıkıverdi Orhan Veli. Yıllar öncesinden seslendi "bedava yaşıyoruz, bedava !". Kısa dizeler beynimde ardı ardına patladı. Ve o an anladım. Şiir demek sadece sayfalar dolusu uyak ya da aşktan "aşık" ağzıyla bahsetmek demek değildi. Şiir hayatın kendisiydi. Anlardan ibaret bir hayat. Orhan Veli de "o anlardan" kesitler sunuyordu bizlere. "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye"

Ve şu dizeler yankılanıyordu beynimde:

"Mevzuumu yaşamaya çalışıyordum
Bir şehirde başlayıp
Kim bilir nerde
Kim bilir ne gün bitecek mevzuumu…"

Evet, belki Orhan Veli bende hiçbir zaman Edip Cansever ya da Cemal Süreya kadar etki bırakmamış olabilir. Ama bunun bir önemi yok; çünkü Veli'nin şiirleriyle hayatta kaldığımı, insan olduğumu hatırlıyorum. Söz oyunlarıymış, sembollermiş, sanatın doruğuymuş bırakın onları ustaları yapsın. Bir garip Orhan Veli, sade dili ve kendine has samimi üslubuyla bizlere hayattan kareler sunmaya devam etsin. Toprağın bol olsun büyük adam.



Sanırım en sevdiğim Orhan Veli şiiri bu olsa gerek. Müşfik Kenter ustayı da buradan anmak lazım.

6 yorum:

  1. Şu ortaokul yıllarında "zorla" okutulan hikayeler, romanlar, şiirler bizi onlara yakınlaştırmaktan çok uzaklaştırıyordu. Çünkü işin ucunda not almak, başarısız olmak vardı. Bu yüzden ben de, şimdilerde hayatımın anlamı olan çok farklı sanatçıyı, yazarı, şairi malesef ki o şekilde tanımıştım.

    Şimdi bu yazını gördüm ya, aynı şeyleri ben de düşünüyorum. bugüne kadar dile getirmemişim. şiir demek sadece aşk demek değil. aşktan daha önemli şeyler de var ve bunların üzerine de mısralarca yazılabilir.

    Orhan Veli candır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Ve o kafanın sonucunda nice gençler dünya klasiklerinden nefret eder hale geliyorlar. Ben çevremden biliyorum. Sırf o zorlamalar yüzünden edebiyata olan ilgileri kalmamış durumda. Bir Tolstoy okumuyorlar. Çünkü Tolstoy onlarda not ve zorlamalarla bütünleşmiş durumda. Oysa bir "İtiraflarım" okunsa üstüne de "Savaş ve Barış". Tadından yenmez :)

      Sil
  2. Lise son sınıfa kadar ben de hiç bilmezdim edebiyat nedir şiir nedir diye evet belki çoğu kişi için geç bir vakitti ama neden bilmem belki şansızlık edebiyat namına göremedim milli(?) eğitimde sonra bir hocamız geldi Orhan Veli'nin de dediği gibi "Her şey birdenbire oldu " Orhan Veliyi Edip Canseveri , Turgut Uyarı anlattı o zamana kadar Rus ,İngiliz ,Alman edebiyatının derinliklerine inen ben Türk edebiyatının da aslında o kadar yabana atılmaması gerektiğini anlamış oldum :)

    Edip Canseverin bir şiiri vardır "Masa da masaymış " diye onun hesap sen de aklındakini koy bloğuna aklımda bir şey olsa niye sorayım burada diyorsun şimdi ama olsun illa ki vardır aklında "Aklında olup bitenleri
    Ne yapmak istediği İşte onu koy bloğuna " ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edip Cansever.. Herhalde en sevdiğim şair o olsa gerek. "Masa Da Masaymış"ı çok severim, ondan bahsetmen tebessüm ettirdi bende :)

      Aynen ! Türk edebiyatını yadsıyamayız. Ama öyle bir noktaya getirildik ki dediğin gibi Türk edebiyatı yokmuş gibi davranır olmuşuz. Ne özenti milletiz arkadaş ! Evet, ben de Batı edebiyatını çok severim; ama Türk şiiri diye de bir şey var. Edip Cansever, Cemal Süreya, Orhan Veli ve Ümit Yaşar Oğuzcan (ve daha birçok ustanın) şiirlerini görmezden gelmek için kalpsiz ya da kör olmak gerek diye düşünüyorum.

      Sil
  3. Orhan Veli ile ilgili dönem ödevi yazmıştım deniz ve orhan veli tarzıydı konusu. Ama ben o zaman da severdim o nedenle ödevi bu doğrultuda seçmiştim...
    Gelelim blog tavsiyesine... Zaman zaman ben de sıkılıyorum tarzımdan o nedenle albüm tanıtım köşesi koydum. Bir de diğer bloglarda "gezdim-fotoğrafladım" bölümleri benim çok içimi açıyor diye kendim de koymaya karar verdim.

    Ayrıca temayla da oynayabilirsin bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginç bir konu. Ama cidden üzerinde yazılması gereken bir ödev konusu olmuş. Hocayı tebrik etmeli. Orhan Veli'nin şiirlerinde deniz imgesi sıkça geçiyor.

      Düşüyüorum bakalım temayı daha farklı ne hale sokabilirim diye :)

      Sil