60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

28 Ekim 2012 Pazar

LEON101: Introduction to Leonard Cohen

 
Uzun zamandır "sanatçıyı tanıyalım" kategorisine birşeyler yazmadığımı farkettim. Eh, Leonard Cohen'in İstanbul konserinin etkisi de hala üzerimde iken, dedim bir Cohen'e giriş yazısı yazayım. Tadımlık bir şeyler olsun :))

Peki kim bu adam ? Neden sürekli kendisinden bahsedilirken isminin başına efsanevi sözcüğü geliyor ? Yorumcu, şarkı sözü yazarı, şair, romancı bir romantik aslında. Yıllarca depresyonla mücadele etmiş yaşlı bir delikanlı. Bir yanı hep yaralı. Sürekli bir mücadele içinde. Aslen Yahudi asıllı bir Kanadalı. Aynı zamanda Zen Budisti. Bir ara Los Angeles'taki manastıra kapandığı vaki.
 
Sonra ne olduysa oldu. Uzun yıllardır beraber çalıştığı yakın çalışanı ona "kazık attı" ve milyon dolarlık hesabını elinden aldı. Beş parasız kalan Cohen usta da on beş yıl aradan sonra 2008 yılında yeniden yollara döküldü. O gün bugündür yollarda kendileri. Yaşına rağmen (78), üstüste sahne almakta.


Biraz geçmişe gidelim..

60'ların sonunda çıkardığı ilk albümün adı "Songs of Leonard Cohen".. Bir anda yıldızı parlayıverdi ve dönemin aranan yeni yıldızlarından biri haline geldi. Sözleri dönemdaşlarının aksine siyaset değil, ilişkiler ve depresyon üzerineydi. Aradan bir sene geçti, ilk albüme oranla çok daha karanlık bir albümle, "Songs From a Room"la sahnelere geri döndü ve sevenlerini bir kez daha heyecanlandırdı. Dönemin siyasi akışı gereği, protest bir duruş takındı (Castro sakalı bıraktı) ve 70 yılında Isle of Wight Festivalinde çıktı ki Cohen gibi "yeni" bir şarkıcı için büyük bir fırsattı bu. Üçüncü albümü "Songs of Love and Hate" ise onun müzik dünyasında sağlam bir iz bırakmaya niyeti olduğunu cümle aleme gösterdi. Albüm, yıllar sonra Rolling Stone dergisi tarafından tüm zamanların en iyi 500 müzik albümünden biri seçildi. İçinde "Famous Blue Raincoat", "Joan of Arc" ve "Avalanche" gibi unutulmaz Cohen klasiklerini barındırıyordu.


70'li yıllar Cohen için "çalkantılı" geçti. Yom Kippur Savaşı'na İsrail safhında, şarkıcı ünvanıyla katıldı. Birlikleri eğlendirmekle yükümlüydü. Yıllar sonra cephede yaşadıklarını "Night Comes On" şarkısında bizlerle paylaşacaktı. Daha sonrasında ise 1974 yılında "New Skin for Old Ceremony" adında etnik-folk türünde bir albüm çıkardı. İçinde bolca dini figürler (elbette Musevi öğelerden bahsediyorum) barındırıyordu ve çoğu zaman Cohen fanlarının en sevdiği albümler arasında gösterildi. Bana sorarsanız benim de yanıtım aynı olacaktır. En iyi albümlerinden biri kesinlikle.. Bir Musevi duasından yola çıkarak yazdığı "Who By Fire" ve kendisini gece hayatına düşkün bir ajan olarak tasvir ettiği "Field Commander Cohen" şarkılarını dinlemeden ölmemek gerek. Ayrıca albümde bulunan ve Janis Joplin'le yaşadığı tek gecelik ilişkiyi anlatan "Chelsea Hotel" şarkısını da unutmamalı.. Yıllar sonra Leonard, bu şarkıda kullandığı "yakışıksız" ifadeler için "şövalyeliğe sığmayan bir hareket" olarak nitelendirmişti.


Ve geldik Leonard'ın tek sevmediğim albümüne; "Death of a Ladies' Man". Aslında albümde bulunan şarkıların bir suçu yok. Sözleri her zamanki gibi güçlü. Ama albümün kusuru hiç şüphesiz yapımcısının Phil Spector olmasıydı. Malumunuz Spector, dönemin kız gruplarını meşhur eden ünlü bir yapımcıydı ve her zaman görkemli ve neşeli soundlar kullanmasıyla ünlüydü. Eh tabii Cohen gibi bir depresyon makinesinin yazdıklarına Spector'ın neşeli soundlarının uymayacağı bariz. Sonuçta hüsran oldu ve yıllar sonra şarkıcının kendisi bile albümden umduğunu bulamadığını söyledi. Gerçi herşeye rağmen albümdeki "Fingerprints", "Memories" ve "True Love Leaves No Traces" şarkıları çok iyidir. Bu albümü şu sıralar piyasada bulmak neredeyse imkansız. Talihin ilginç bir oyunudur, bu tek sevmediğim Cohen albümünü, 19 Eylül gecesi konser alanındaki hediyelik eşya standında gördüm ve yüzümde tebessümle satın aldım.


1977 yılına kadar geldik yazımda. Kalan kısmı LEON102'ye bırakıyorum. Bir zaman onu da yazarım inşallah. Bugün kendisi 78 yaşında ve her zamankinden daha dinç, daha enerjik. Hakkında söylenen herşey doğru. Bizzat gördüm, onayladım. Centilmenin hası. Gönül dostu bir adam. Şiir okumaya bayılıyor. Bir de dostlara.. Sahne performansları ise üç buçuk saati aşıyor ve her konserine son konseriymiş gibi çıkıyor. Eh, bizlere de bu görkemli kaybedenin karşısında şapka çıkarmak düşüyor.

Bunları Dinlemeden Olmaz (şarkıları dinlemek için üstlerine tıklayın):

1) Waiting for the Miracle
2) Famous Blue Raincoat
3) Everybody Knows
4) Hallelujah
5) First We Take Manhattan
6) So Long, Marianne
7) Bird On the Wire
8) A Thousand Kisses Deep
9) Dance Me to the End of Love 
10) I'm Your Man

Fiuuh ! Ne zormuş arkadaş Cohen'den 10 şarkı seçmek. Ama sonunda seçtim. Bence bu on şarkı, Cohen'i tanımak isteyenler için ideal bir seçim. Elbette bu liste "en sevdiğim 10 Cohen şarkısı" gibi birşey değil. Fakat yeni başlayanlar için cazibesi olan şarkılar :)) Yoksa, Cohen'i zaten seviyor ve dinliyorsanız bu liste biraz daha farklı olacaktır. Şimdiden iyi dinlemeler ;)
 
Zihin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder