60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

27 Temmuz 2012 Cuma

Madonna à L'Olympia


Artık yeter ! Şimdi söz bende ve kimse de beni bu gece susturamaz. Burası benim blogum ve şuan Madonna'yı yerden yere vurmak istiyorum. Kendisine (daha doğrusu yaptığı işlere) ne kadar hayran olursam olayım bu gece Madonna hazretleri sabrımızın sınırlarını zorladı. Bu yazıyı yazmam için elinden gelen ne varsa yaptı.

Di buona volantà sta pieno l'inferno yani cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir. Her şey bundan on gün kadar önce başladı. Madonna, Paris'in ünlü konser salonlarından Olympia'da tek gecelik özel bir konser vereceğini açıkladı ve dahası bu şovun tamamının internet üzerinden canlı olarak izlenebileceği belirtildi. Eh biz ne yaptık ? Heyecan ! Sonuçta daha İstanbul konseri hafızalarımzdaki tazeliğini koruyordu. Onu bir sefer daha izlemek heyecan verici bir gelişmeydi. O yüzden de bu geceyi dört gözle bekledik. Sonra internette konserde çalınacak şarkılar listesinin bir kısmı sızdı. Listede yeni albümden "Beautiful Killer" ("Die Another Day"le birlikte mash-up yapılmış) ve delisi olduğum Serge Gainsbourg'un ünlü şarkısı "Je T'aime Moi Non Plus" vardı. Heyecan doruğa çıktı tabi..


Sonra konser zamanı geldi çattı. Youtube sayfasında konserin Fransa saatiyle 22:15'te başlayacağı yazıyordu. Ben de 23:15 civarı evimdeki yerimi aldım. Yedekte bir bilgisayar bile hazır bulundurdum. Malum hava sıcak. Biri çökerse ötekinden devam edecektim. Konser dediğin bir buçuk saat sürer en az.. Değil mi ? Değilmiş. Bunu da gördük bu gece. Lafı uzatmayayım; tıpkı MDNA Tour'un diğer gecelerinde olduğu gibi Olympia'da da hatun gecikmeli olarak sahneye çıktı. Herkes gibi ben de tipik bir MDNA Tour açılışı bekliyordum; Girl Gone Wild eşliğinde. Elbette kapalı bir konser salonu olduğu için öyle devasa çanların, LED ekranların olmayacağını biliyordum; fakat onu küçük ölçekte sergileyeceklerini düşünmüştüm. Ama olmadı. Sahneye yeni singleı Turn Up the Radio ile elinde elektro gitarıyla çıktı. Tıpkı İstanbul'daki gibi hopladı zıpladı gitarla. Sonra mı ? Konserin en zayıf halkalarından "Open Your Heart"ı okumaya başladı Kalakan Trio ile. Neyse dedim, setlisti değiştirmişlerdir; mutlaka iyi birşeyler çalacaklardır diye içimden geçirip durdum. Olmadı.

Daha iki şarkı okumuştu ki Madonna hazretleri yine "devrimcilik" oynamaya başladı. Napolyon'dan girdi "ben devrimciyim"den çıktı. Kendini övüp durdu. "Ben devrimciyim" hede hödö ! Yetmedi, kendisine dava açan LePen hakkında konuştu; aklınca ona erdem dersi verdi. Karşındakine parmağını çevirmeden önce kendine çevir, bir bak kendine tarzında ağdalı sözler edip durdu on dakika boyunca. Bununla da yetinmedi Fransızlar'a kıyak yapacağım diye bir beş dakika da bazı Fransız sanatçıları andı. Godard, Piaf ve Gainsbourg'a selam yolladı. Fransızlar tabii bu hareketi çok olumlu karşıladı; ama ben samimiyetine yine inanamadım. Sanki söylemek için söyledi o isimleri. Çünkü şunu fark ettim; ne zaman Fransız kültüründen bahsedilse kadın Godard'a sarılıyor. Sorsanız belki hiçbir filmini izlemedi ustanın. Ama Godard bir klasik ya.. Entel görünmek için her fırsatta bu ismi kullanıp duruyor. Eğer gerçekten samimiyse dediklerinde ve Godard'ın sanatına hayransa eyvallah kardeşim. Başımın üstünde taşırım ben o insanı.

Üçüncü şarkı olarak da kendi filmi "W.E"nin Altın Küre Ödüllü meşhur parçası "Masterpiece"i okudu. Ve birden ilk bölüm apar topar bitiverdi !

İkinci ve aslında son bölüm, "Justify My Love" videosuyla açıldı. Tabi benim zihnimde İstanbul anıları canlandı ve tatlı bir heyecan duydum.  Sonra tıpkı MDNA Tour'da yaptığı gibi peşinden bir "Vogue" patlattı. "Candy Shop/Erotica", "Human Nature" derken konser iyiden iyiye sona yaklaşıyordu. Tabii biz hala "oley konser güzel başladı bakalım daha neler okuyacak" modundayız. Unutmadan, "Human Nature" gayet olaysız geçti. Yeni bir göğüs vakası yaşanmadı.


Ardından turne başlangıcından beridir yokluğunu eleştirdiğim "Beautfiul Killer" duyuldu. Kardeşi "Die Another Day" ile çok güzel biçimde harmanlanmış olarak karşımıza çıktı şarkı. Arka fonda da Fransa'nın milli oyuncularından Alain Delon'un eski filmlerinden hazırlanmış bir kolaj dönüyordu. Güzel ve ince bir detaydı. Koreografi de iyiydi Allah için. Hakkını yiyemem.


Ve geldik gecenin en özel anına (aynı zamanda son şarkıya) ! Serge Gainsbourg ustanın efsanevi şarkısı "Je T'aime Moi Non Plus"yi Madonna'nın ağzından dinlemek gerçekten ilginç bir deneyimdi. Koreografi ise MDNA Tour'un ilk bölümünü andırıyordu. Madonna, sevgilisini yavaş yavaş iskemleye bağlıyor ve finalindeyse onu tabancayla vuruyordu.

 
* * *

Şimdi gelelim mevzuya.. Ben neden bu kadar sinirlendim ? Birincisi bu gecenin bir promo showdan ziyade tıpkı sıradan bir MDNA Tour gecesi gibi bir buçuk saatlik bir şov olacağı vadedilmişti başta. Kimse böylesine kısa ve tatmin edicilikten uzak bir şov beklemiyordu. Tamam son iki performans gerçekten iyiydi; ama genel anlamda hayal kırıklığıydı. 

İlk başta konsere yoğun bir ilgi vardı. Bir ara 87 bin kişiyi buldu şovu internet üzerinden canlı izleyenlerin sayısı. Ciddi bir rakam. Ama ne zamanki "Je T'aime Moi Non Plus" sonrası kararan ekranda "biraz bekleyin yeniden yayına başlayacağız" ibaresi belirdi işte o zaman işler sarpa sardı. Onbinlerce kişi dakikalarca bekledi durdu. Tek bir açıklama olmaksızın. Bir de baktık ki şov başa sarmış. Tekrarı verilmeye başlanmış. Kadın gene "Turn Up the Radio" filan okuyor. Tam bir rezalet ! Şovun sekiz şarkıdan oluşan bir promo gecesi olacağı daha önceden duyurulamaz mıydı ? 

İkinci kızdığım nokta da şu; madem bu bir promo gecesiydi neden daha sıkı parçalara yer verilmedi ? Konserin ikinci bölümü bir yana ilk bölüm bir promo gecesi için YETERSİZDİ ! Ben şimdi MDNA albümüden haberi olmayan bir insan olsam ve bu şovu izlesem albüme karşı bir ilgim uyanmaz. Neden ? Çünkü albümün en sönük şarkıları okundu bütün gece. Bir "Girl Gone Wild" ya da "I Don't Give A" okunabilirdi. Okunmalıydı da ! Ne yani bir "Turn Up the Radio" dinledim diye MDNA albümü alacak halim yok yani. Bunu nasıl düşünemez Madonna gibi cin fikirli bir ticaret dehası ?! Hayret doğrusu. 

Gecenin can sıkıcı yanlarından biri de ilk bölümdeki gereksiz ve uzun konuşma bölümüydü. Madonna'nın her fırsatta "ben devrimciyim yenilikçiyim" diye kendini överek ortalıklarda dolanması cidden canımı sıkmaya başladı. Evet, bir zamanlar öyleydi; ama bırakın da bu değerlendirmeyi biz müzikseverler yapalım. Büyük sanatçıların hiçbiri kalkıpta Madonna gibi bir açıklamaya yapmaz. Düşünsenize. Akıl alır gibi değil. Biraz mütevazi ol ! Bir diğer hususta "krallar ve kraliçeler" üzerine yaptığı konuşmaydı. Gücün halkta olduğundan ve krallar/kraliçelerde olmadığından bahsetti. İyi doğru diyorsun da sen kendine her fırsatta "Kraliçe" diyorsun. O ne olacak ?

İşin özü azizim hayalkırıklığından ibaret bir geceydi. Daha fazla konuşupta zihnimdeki güzel Madonna anılarını da yok etmek istemiyorum bu uğurda. İyisi mi susayım. İmkanınız varsa MDNA Tour'u bir şekilde seyredin. Emin olun bu geceden çok daha fazlası var o şovda.

Zihin

2 yorum:

  1. İstanbul konserindeki kadar boş konuşmadığını düşünüyorum ben.En azından Madonna konserde bir yerlerini açtı diye anılmayacak bu konseri..

    Je T'aime Moi Non Plus performansını izlemedim.Merak ettim doğrusu izleyeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya mümkünse hiç konuşmasın o, şarkılarını okusun yeter :D Je t'aime performansı fena değildi. Elbette şarkının orjianli efsanevi destansı birşey olduğu için hiçbir cover yerini tutmaz. Ama gene de Madonna'dan dinlemek hoş bir anı olarak akıllarda kalacak :)

      Sil