60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

29 Mayıs 2012 Salı

12.Gün

 
Ruth Fisher (Frances Conroy) karakteri kadar beni kahreden bir başka dizi karakteri daha olabileceğini sanmıyorum. Bir kadın altı sezon boyunca mı ağlatır izleyenleri arkadaş ? Tabii burada Conroy'un üstün performansına değinmeden edemeyeceğim. Bakmayın siz, şu sıralar kendisi pek parlak işlerde (American Horror Story'i saymazsak) rol almıyor; ama rahatlıkla söyleyebilirim ki Conroy yaşayan en büyük kadın dram oyuncularından biri. Hatta bana göre en büyüğü. Oyunculuğunun görkemini şöyle anlatayım isterseniz; mutfakta tek başına sessiz sakin (ve gayet düzenli bir biçimde) sandviç yiyen bir kadının sahnesinde trajik bir yan görüyor musunuz ? Gayet normal bir sahne gibi duruyor değil mi ? Hayır. Eğer o sahnede Conroy oynuyorsa en baba Shakespeare trajedisi gelse bu sahne kadar trajik ve insanları ağlamaya sevk edecek kadar duygusal olamaz. Bir insan düşünün ki sandviç yiyişiyle bile izleyenleri gözyaşlarına sevkedebiliyor. Oyuncunun gücü budur ! İşte karşınızda Frances Conroy ! Six Feet Under'ın iyi niyetli ama bahtsız annesi Ruth Fisher her daim dizideki en sevdiğim karakter olmuştur. Uysal halleri (ara sıra geçirdiği sinir krizlerini saymazsak) ile gönlümde taht kurmuş, iyi bir anne portresi.


Dizide kocasının ölüm haberini aldığı sahne...


İnanılmaz, değil mi ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder