60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

28 Ocak 2011 Cuma

The Elephant Man (10/10)



Yönetmen : David Lynch
Yapımcı : Jonathan Sanger, Stuart Cornfeld, Mel Brooks
Senaryo : Christopher De Vore, Eric Bergren, David Lynch
Uyarlanan : Sir Frederick Treves, Ashley Montagu
Oyuncular : Anthony Hopkins (Frederick Treves), John Hurt (John Merrick), Anne Bancroft (Madge Kendal), John Gielgud (Mr. Carr Gomm), Wendy Hiller (Mrs. Mothershead)
Müzik : John Morris
Kurgu : Anne V. Coates
Süre : 124 dk.
Yapım : 1980, ABD
Dil : İngilizce
Bütçe : 5.000.000 $

Konu : Victoria dönemi İngilteresinde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahIn onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merricki bu yeni dünyada da takip edecektir.



Yorum : David Lynch, sinema dünyası için zıpır bir çocuk olarak farz edilebilir. Her yeni filmi bir başka sıradışı deneyimdir. Sinemada deneysel takılan nadir yönetmenlerden biridir Lynch. Her daim sıradışı çalışır ve kendine has üslubuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. Lynch, 1980 yapımı bu filminde gerçektende bir usta olduğunu ortaya koymaktadır ve sinema dünyasındaki kendi yerinin çizgilerini belirginleştirmektedir. Makyajından tutunda kulanılan müziklere kadar herşey o kadar yerli yerindedir ki bu dram için.. fevkalade kusursuz bir trajedidir adeta "Fil Adam".



Filmde bahsi geçen talihsiz gencin gerçektende yaşamış olması filmin ağdalı dram örgüsünün omurgasını teşkil etmektedir. 20li yaşlarında bir genç.. böylesine korkunç bir hastalık geçiriyor ve toplum tarafından dışlanıyor. Gerçektende dayanılası bir durum değil. Üstüne bir de fevkalade başarılı makyaj ekleyin. Lynch ve ekibi o kadar titiz çalışmış ki dvd'nin ekstrasında izlerken hayret ettim kendi kendime. Ekip, gerçekte yaşamış olan Merrick'in iskeletini ve geriye kalan parçalarını tek tek incelemiş ve 20 saati bulan makyaj süresiyle fevkalade kusursuz bir makyaj yapmışlardır John Hurt'e. Öyle ki filmi izlerken bir an olsun "Bu o mu ?" demedim. Diyemedim; çünkü tanınmaz haldeydi.



Bir diğer konu oyunculuklar. Anthony Hopkins'in neden sinema dünyasında saygın bir yerde olduğunu anlamak istiyorsanız bu filme göz atın derim. Özellikle filmin başlarında Hopkins'in Fil Adam'la ilk karşılaştığı yerde gözlerinden dökülen gözyaşları onun ne kadar iyi bir oyucnu oldığunu gözler önüne sermektedir. John Hurt'ün performansı zaten etkileyici. John Merrick karakterinin tüm "sakat"lığını fevkalade kusursuzlukta sergilemiş. Konuşması, topallaması,.. vs.



1980 yapımı olması beni başta ürkütmüştü. Zira 80'ler filmlerine bakarsanız film müzikleri birbirine benzemektedir ve çoğuda çok zayıftır. Halbuki iyi film iyi müzik gerektirir. Lynch, bu konuda da sıradışı bir iş çıkartıyor. Filmin müzikleri dönemin çok ilerisinde. Dinlerken ruhunuza işliyor ve filmin aşırı dramatik yapısına bir gözyaşı damlasıda müzik katkıda bulunuyor.



Filmi izlerken "insan" ve "hayvan" denen kavramları bizlere çok iyi sorgulatmış Lynch. Kendilerini "insan" kabul edenlerin John'a saldırmaları, ondan utanmaları, dahası ondan faydalanmaları her geçen dakika seyirciye dahada batıyor ve meşhur replik* John'un dilinden dökülürken, insanlığın aslında ne kadar gaddar ve zalim olabileceğini anlıyorsunuz. Ayrıca Lynch, insanlığın içindeki tezattanda bahsetmiş. Mrs.Kendal ne kadar Merrick'e bir anne şefkati ile yaklaşsada hastane görevlisi para uğruna onun canını rahatlıkla gözünü kırpmadan yakabilmektedir.



Lynch, gerçektende çok dramatik bir film ortaya koymuş. Daha ilk saniyesinden başlayan bu duygu fırtınası son ana kadar hiç sıkmadan sürüp gidiyor. John'la birlikte sizde sopa yiyorsunuz. Aşağılanıyorsunuz. John Merrick'te iyiliği gördüm.. Saflığı ve arkadaşlığa verilen önemi. Dostluğu ve vefayı. İnceliği, zerafeti. John Merrick'te kötülüğü gördüm. Ona yapılan işkenceleri, ona duyulan nefreti ve aşağılamaları. John'da hem iyiliği hem de kötülüğü gördüm. Yani.. John'da insanlığı gördüm !!


* "Ben fil değilim ! Hayvan değilim ! Ben bir insanım ! İnsan !"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder