60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Yanıp kül olmak, yavaş yavaş solmaktan iyidir." Geçmişin & geleceğin bugünü öldürmesine izin verme. Yola çıkmalı..

29 Temmuz 2010 Perşembe

Hayatımı Değiştiren 10 Şarkıcı (Yenilendi!!)

Sıralama yapamadım valla. Her birinin bende anısı bambaşka. Ayırmam mümkün değil. Ama hepsnin ortak noktası şu: hayatımda iz bıraktılar. Bazı şarkılar vardır yıllar sonra dinlediğinizde sizi dağatır bırakır oracıkta.

Elvis Presley



Rock'n roll'un tartışılmaz kralı.. İlk dinlediğim günü hatırlıyorum. "Are You Lonesome Tonight?"la tanıştım ilk kez onunla. O zamanlar İngilizce filan daha bilmiyorum. Çatpat eşlik ederdim. Küçükken hep Elvis Presley, The Beatles, Joan Baez, Micahel Jackson ve Madonna çalardı evimizde. Ama özellikle Elvis ve Beatles. Elvis'in ben en çok sahnedeki enerjisinden etkilendim sanırım. Böyle bir şey daha önce görmemiştim. Kadınsı bir kalça kırma figürü ile bu kadar mı erkeksi görünebilirdi bir kimse.. Elvis bu. Başkası değil. Olmayanı oldurdu. Sahneleri takım elbiseli adamlardan, kilolu soul şarkıcılarından arındırdı, sahneyi günümüz eğlence sektörüne entegre etti. Bedenlerimizi özgür kıldı. Hangimiz Hound Dog'u duyduğumuz anda yerimizden fırlamaz ki dans pistine ?

Bob Dylan



Bruce Springsteen şöyle demişti zamanında, "Elvis bedenlerimizi, Dylan ise zihinlerimizi özgür kıldı". Dylan dendi mi aklıma konusunu günlük yaşamdan alan, sade ama vurucu şarkılar gelir. Onu dinlerken hayatta bir yolculuğa çıkarsınız resmen. Dedim ya konusunu gündelik şeylerden alır. Bir bakarsınız çiftçilerden bahseder. Öteki taraftan seçim öncesinde böyle olan, seçim sonrasına ise şöyle olan politikacılardan bahsediverir. Önemli olan sesin güzelliği değil sözlerin güzelliğinin olduğunu bana öğreten adamdır kendisi. Ama yine de Dylan'ın sesini her zaman çok havalı bulmuşumdur. "Maggie's Farm"da sesi resmen bir sivrisineğin ki kadar tiz ve iticidir ama aynı zamanda da gizemli bir çekiciliği vardır. Özellikle şu son yıllardaki kükremeleri ona ayrı bir hava katıyor. Dylan'ı diğer tüm sanatçılardan ayıran en önemli özelliği ise asla sözünü esirgememesi ve gizemli bir kişilğe sahip olmasıdır. O asla eğilip bükülmez. Kimselere yaranma derdi yoktur. Tam bir rockçı asiliği damarlarında dolanmaktadır.

Leonard Cohen


O davudi sesi duyan bir daha bırakamaz.."I'm the little Jew, who wrote the Bible" dizesi kadar derin bir ses tonu görmedim ben. O şiirselliği yakalayan bir daha ondan kaçamaz.. Yaşamına bir şair olarak başlayan ve daha sonra bir folk şarkıcısı olarak sahne hayatına atılan Cohen'de duygudan öte bir şey aramayın. Onu dinlerken gözlerinizi kapatın ve şiirsel büyüyü koklayın. Aşk hiç bu kadar güzel betimlendirilmemişti. Cohen, şarkıların şiir gibi okunabileceğini öğretti bana. Sahnede dansçılar, dev ekranlar, teknolojik oyuncaklar olmadan da şahane bir şov yapılabileceğini gösterdi bana. Sahneye çıktı mı bilin bir ayine tanıklık edeceksiniz. Şairliğin verdiği romantizm ile naif notalar birleşti mi bu yaşlı bedende duygularınıza hakim olamazsınız. Bir de üstüne şiir okudu mu, "A Thousand Kisses Deep" gibi.. Gözleriniz yaşarır ince ince. "Famous Blue Raincoat" misal. Her dinleyişimde hüzün basar bedenimi. Ölmeden önce duymak isteyeceğiniz son şarkı Cohen'den gelmeli. Duyguları en iyi harekete geçiren şarkıcı kesinlikle Cohen'den başkası olamaz.

Madonna



Müziğe başlamama sebep olan kadın.. Popüler müziğin en açgözlü en ticari zekaya sahip kadını. Madonna denince aklıma gelen iki kelime var, "hırs" ve "zeka". Çeyrek asırlık sanat yaşamına milyonlarca satan onlarca albüm sığdıran bu ufak tefek Michigan'lı kadını diğer pop şarkıcılarından ayıran en önemli özelliği zekası. Her albüm öncesi o dönemin yıldızlarını kapıverir havada ve zorla onları stüdyoya sokar ve bum ! Karşı konulmaz bir pop albümü çıkar ortaya. Madonna'nın enerjisine de hayranım tabii. İlerleyen yaşına rağmen halen ara vermeden iki saat kesintisiz konser verebiliyor. Hoplayıp zıplayarak hemde.

Tina Turner



Rock'n roll'un kraliçesi.. Devasa bir çığlıkla çıkar sahneye dev şarkıcı Tina Turner. Yetmişinde halen sahnede alenen kabaret tipi şovlar yapabilen, iki saat boyunca ara vermeden canlı şarkılar okuyan, çığlıklar atan, çılgınca dans eden birine insan demek gerçekten güç. Tina bence dünya dışından gelen bir uzaylı. Çünkü bir insan bu kadar sene dayanamaz bu zor işe. Yarım asırlık dev bir sanat yaşamı olan bu güçlü kadın, tüm zamanların en baskın en güçlü sahne kadını olmalı. Sadece rock'ta değil soul'da da görkemli vokallere imza atmıştır Kraliçe. Al Green'in "Let's Stay Together" şarkısına Amsterdam'da yaptığı cover bence tarihe geçecek bir andır. Onun konserlerinde bir yandan dans edip coşarsınız, bir yandan da hüzünlenip soulun görkemli kıvrımlarında yolculuğa çıkarsınız. Seksenine de gelse genç çıtırlara taş çıkaracak bir performans çıkaracaktır gözü kapalı. Tina benim için enerjinin sözlük anlamıdır.

David Bowie



Yeniliğin, androjenliğin markası..Bowie ! Her albümde, her şovda ve her şarkıda karşımıza ayrı bir Bowie çıkar. Asla kendini tekrarlamaz. Sahnelere dansı Elvis getirmiş olabilir ama tiyatrouy Bowie getirdi. Eski turnelerine bir bakın. Elinde bir kurukafa belinde pelerini ile Macbeth oynamakta. Sıradışı bir adam ! Glam rock türünü ortaya attı 70'lerde. Doyasıya eğlendirdi milyonları. Bununla yetindi mi ? 80'lerde dans ve punk müziğe yönelerek yeni arayışlara girdi. Bowie benim için sürekliliğin yeniliğin bir sembolü. Madonna için herkes bukalemun ve yenilikçi der ama Bowie bu işin uzmanıdır. Ayrıca muhteşem vokallerini de unutmamak gerek.

Elton John



Piyano gibi naif ve elegant bir enstrumanın rock gibi haşin ve yaygaracı bir türe nasıl entegre edilebileceğini bizlere en iyi sanırım Sir Elton John göstermekte. Ne zaman "Tiny Dancer"ı işitsem içime bir hüzün basar. Ve o dizelere eşlik ederim, "Hold me closer tiny daaaancerr". Müzikal armoninin en iyi göstergesidir şarkıları. Sahneye çıktı mı bir maestro edasında orkestrasının yönetir. Her daim çılgın kostümleri ile rock tarihine adını yazdırmayı başarmıştır. Elton John kadar sahnede eğlenen ve eğlendiren birini görmedim. Diğer sanatçılar sadece eğlendirirken Elton John eğlenmekte de. Efes Antik Tiyatro konserine bir bakın. "Crocodile Rock"ta resmen adam gülücükler saçıp eğlenmekte. 70'lerdeki falsettosundan bugüne bir şey kalmasa bile o dönem Berni Taupin'le beraber oluşturdukları aşk parçaları müzik tarihinin en başarılı aşk şarkılarıdır. Cohen ve John dışında aşkı anlatan insan bence yok bu dünyada.

Cyndi Lauper



Cyndi, çeyrek asırdır o çocuksu sesini ve ruhunu kaybetmedi. İyi ki de kaybetmedi; çünkü Cyndi'yi Cyndi yapan o çocuksu ruh. Ne zaman dinlesem o naifliği o saflığı hissederim sesinde. O her daim samimi oldu. Her zaman rakip gösterildiği birisi gibi ticari kaygılar taşımadı. Hep bildiğini, sevdiğini yaptı. Büyük kitleleler değil; küçük ama samimi kitleler arzuladı. Büyük stadyumlarda konser vereceğine minik sıcak jazz klüplerini seçti. Cyndi, sanat dünyasının en samimi insanlarından biri bence. Neyse odur sahnede de. Ama asla gücünden vazgeçmez. Görkemli vokalini konuşturur her şarkıda. "All Through the Night" ve "At Last" kayıtları gücüne en büyük örnek teşkil eder. Pop dünyasına birkaç beden fazladır bu büyük ses.

Michael Jackson



MJ için kraldan çok sihirbaz lakabını yakıştırırım. Çünkü sahneye çıktı mı o andan itibaren bir sihirbaz şova tanıklık edersiniz. Büyüleyici danslar, sahnede yürüyen zombiler, eller silahlı çeteler, güzel kızlar ve daha birçoğu sahnesinde mevcuttur. Asla profesyonellikten taviz vermez. Her şeyin kusursuz olmasına önem verir. Herkes onun dansına hayran olur ama ben dansından çok iş disiplinine hayranım. Ve tabii diskografisinde geniş tutuuğu türlere. R&B'den soul'a, disco'dan pop'a, rock'tan rap'e kadar her tarza bulanmıştır kral.

Mick Jagger



Bu dünyada ölümünü görebileceğimi sanmadığım üç isimden biridir Mick Jagger. Hepimizi gömecek gitarist kankasıyla görün bakın. Allah'ta gecinden versin. Çünkü blues hissiyatından yola çıkan bir rocker cidden bu dönemde kolay yetişmiyor hatta nesli tükendi diyebiliriz. Jagger'ın bitmek bilmeyen enerjisi ve meşhur rock hırlamaları gerçekten beni benden alır. Sahnede bu kadar şovcu bir rockçı görmek zor bu dönemlerde. "(I Can't Get No) Satisfaction" gibi hayatımı şekillendiren bir parçayı unutamam asla. O gitar riffleri ve Jagger'ın inlemeleri.. Rockstar denen kavramın sözlük karşılığıdır Jagger. Dylan ayarında sıkı bir asidir. Boyun eğmez. A Bigger Bang turnesindeki "Symphaty for the Devil"deki dansı ve kostümü beni benden almıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder