60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

10 Ocak 2010 Pazar

Gerçekten de başka dilde bir aşk...


Son dönem Türk sineması beni kendinden soğutur olmuştur, kalan diğer sanat dallarında olduğu gibi. Ülkemizde yapılan sanatın bir çoğu eskiden denenmiş, yaratıcılıktan uzak, tatsız tutsuz eserlerdi. Müzik diye bizlere sunulan anlamsız, kendini tekrar eden, dinlerken sıfır kilometre beyin gerektiren şarkılardan bıktım. Resim denen olgu zaten karadeliğe kapılalı yıl oldu. Filmler deseniz ortada film yok. Özellikle son dönem Türk sinemasına karşı bir hazımsızlığım var. "Bu yıl bilmem kaç yüz tane Türk filmi daha vizyona giriyor" haberleri insana ümit veriyormuş gibi geliyor ama detaya inildiğinde işlerin böyle olmadığına rahatlıkla varılıyor. A.R.O.G ve Issız Adam'ın tonla reklamı yapıldı. İzledim. Hüsran. Recep İvedik deseniz ayrı bir yazı konusu. Tam da Türk sinemasının da helvasını yiyeceğiz derken Başka Dilde Aşk adında bir kahraman çıkageldi. Bizleri, gerçek sinema severleri karanlıktan çekip aldı.

Yapımıyla, yönetmeniyle, oyuncularıyla, müzikleriyle gerçektende beni benden aldı. "Duygu" varya "duygu", işte her şeyi değiştiren olgu o. Ki bu filmde kralı var ! Piyasada tutulan çoğu filmde olmayan ruh var. Bu filmde aşkı gördüm. Saflığı, kötülüğü, sevmeyi, sevilmeyi, öfkeyi, fedakarlığı, tutkuyu, inancı ve tabii ruhu gördüm bu filmde. İyide vardı, kötü de. Siyah-beyaz bir filmdi yani.

Bu ülkede iki şeyden çok korkuyorum. Birincisi, yanlış anlaşılmaktan (ki sanırım durum öyle) ikincisi de sakat kalmaktan. Engelli olmak asla ama asla utanılacak, sıkılınacak, saklanacak hele hele de dalga geçilecek bir şey katiyen değildir. Esas onları ötekileştiren cibilliyetsiz düşünceler sakat. Fiziki sakatlık azimle aşılır. Ama zihinlerdeki sakatlık bakidir. Ki en kötüsüde budur. Filmde işitme engelli kardeşlerimiz için altyazı konulması gerçektende ayakta alkışlanacak bir davranıştı. Şimdi moda bir replik var. Hani malum şahsın yeni filminin fragmanında geçiyor : "Ulan adamlar yapmış helal olsun diyeceksiniz" Aynen durum budur. Helal olsun dedim ! Adamlar yapmış.

Müzikler deseniz yerinde kullanılmasıyla çok şık duruyor. Oyunculuk deseniz kralı mevcut. Mert Fırat ve Lale Mansur döktürüyor resmen. Şiir gibiler. Yönetmen deseniz adam zaten filmi kotaran, yücelten adam. Bazı sahneler varki koltuğa mıhlanıyorsunuz. Ağlamamak için sinema perdesinin kenarlarına bakmak zorunda kalıyorsunuz. Bir de bazı replikler gerçekten beni benden aldı : "Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?"...

Özetlemek gerekirsem, son dönemde gördüğüm en iyi Türk filmiydi. İlk defa bir Türk filminin dvdsinin basılmasını iple çekiyorum. Her şeyiyle dört dörtlüktü. Belki biraz daha uzun tutulabilirdi. Mesela Onur'un annesi ve kızın arasındaki bağ genişletilebilirdi. Bir de Kamuran'ın olayı uzatılabilirdi.

Notuma gelirsek; 8.4 / 10

NE OLURSA OLSUN, BU FİLME GİDİN !!!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder